agatha christie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
agatha christie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2008 Perşembe

How I met with Agatha Christie's Books?

I think, I was attending the second year of high school. A friend of mine, who was sitting next to me, was reading a novel. I just asked:
- What is its name?
He replied:
-"Ten Little Niggers" coldly. I thought he was impressed by the book.
-"Who is the author?" I asked.
- Agatha Christie.
-Yeah, this man, I said unknowingly.
He said :
-She is not male, but female .
At the same time, he showed me the back side of book. I just scared when I saw Christie's old and horrible face.

Then, my friend asked me for finding the murderer in the book. I guessed from the information that are given at the very early pages. Yet I was wrong.

Then, my curiosity about the killer drove me reading Ten Little Nigger. Obviously, as a masterpiece of Agatha, the book has made a very great effect on me, it was the nicest detective book, I ever read. And now Agatha became my favourite author.

30 Haziran 2008 Pazartesi

En Sevdiğiniz Agatha Christie Romanı Anketi

Blogspot'daki anket sisteminde bazen hatalardan ötürü anket kaldırılmıştır. Sonuçlar yukarıda verilmiştir

Anketimize toplam 94 oy kullanılmıştır. Birden fazla oy kullanma hakkı olan ankette en fazla oyu oyların %51'ini alan "On Küçük Zenci" almıştır.

On Küçük Zenci ilginç sonu ile beni de çok etkilemişti. O yüzden ben de oyumu -ilk oy- o kitaptan yana kullandım.

Büyük Dörtlerin Farkı


Elime ilk aldığımda "Büyük Dörtler"in farkını hissetmiş olacağım ki kitabı yarıda kesme ihtiyacı hissetmedim. Tabiri caizse tek solukta okunası bir kitap yazmış Polisiye'nin Kraliçesi.

Asıl ismi "The Big Four" olan roman 1927'de yazılmış. Yani Christie'nin 7. eseri. 80'den fazla roman yazan biri için 7. kitap çıraklık eseri olarak adlandırılabilir. Ancak bu kitap kanaatimce Christie'nin başyapıtlarından bir tanesi.

Kitap aynı zamanda bir Hercule Poirot kitabı. Kronolojik olarak, Poirot'un yer aldığı 4. kitap. Ayrıca Poirot'a Hastings yardımcılık ediyor.

Peki bu kitap neden diğer Christie romanlarından ayrı bir yere sahip? Aslında bu kitabı farklı kılan şey kurgusu. Olayların gelişme tarzı ve hikaye alışık olduğumuz ve gelenekselleşen Christie tarzının çok dışında.

Bir kere ortada öyle belli bir katil zanlısı kümesi yok. Yani, diğer romanlardan hatırlarsınız, belli bir grup insan vardır ve bunlardan biri ya da bir kaçı katildir. Bu romandaysa Büyük Dörtler olarak bilinen 4 kişi ve onların hırs ve tutkuları konu edilmiş.

Diğer bir fark ise Poirot'un bir polis memuru gibi oradan oraya koşturması. Yani Poirot bu sefer küçük gri hücrelerini çok fazla kullanmıyor. Bunun yerine bir çok insanı sorgulayıp sonuçlar çıkartıyor ve o sonuçları çözümün parçaları olarak sunuyor.

Ayrıca, bu kitap uluslararası bir komployu ve 4 insanın dünyayı yönetme sevdasını ele alıyor. Diğerlerinde olduğu gibi para veya aşk cinayeti yerine makam ve mevki cinayetleri konu edilmiş.

Son olarak, bu kitap içerdiği aksiyon ve uluslarası bir konuyu anlatması özellikleri ile çok farklı. Ama Dan Brown ya da J.Christophe Grange okuyanlar bu kitabı okuyunca hayal kırıklığına uğrayabilir.

Buna rağmen benim iddiam şudur ki Agatha Christie günümüzde yaşasaydı, en az bu yazarlar kadar iyi eserler çıkartırdı. Teknolojik olarak o günkü şartlarda yazılabilecek en güzel kitaplardan bir tanesi.

Tavsiye olunur...

22 Haziran 2008 Pazar

Polisiye'ye Kadın Eli Değince...


Polisiye romanlar da tıpkı aşk romanları gibi edebiyatın varoşlarıdır. Kendini bilen, damağını eğitmiş hiçbir okur, sıkı bir gerekçesi olmadan bu semtlere uğramaz. En yaygın ve en kabul gören gerekçe ise; "kafamı boşaltmak, boş şeyler okumak istiyorum"dur. Ciddi bir edebi eser, defalarca okunur; oysa polisiye, olay örgüsünün çözülmesiyle biter. Kim cevabını bildiği bir bilmeceyi tekrar tekrar okur ki?

Polisiye roman, okurla daha ilk sayfada bir sözleşme yapar; dedektif (yani yazar), bildiği hiçbir şeyi okurdan saklamayacaktır. Bu kurala uymayan, yolun yarısında şapkasından ipucu çıkaran yazarlar, okurda kandırılmışlık duygusu yaratırlar. Ki sözleşmeye uymayan yazar, bir daha okunmamakla cezalandırılır. Polisiye roman, yazarla okur arasındaki dostane bir yarıştır. "Hadi bakalım" der yazar, "şu durumda katil kim?" Okur genellikle çözemeyecek, yarışı kazanan yazarın elini centilmence sıkacaktır. Yazar işte o zaman, "Neyse canım, bir dahaki sefere artık" diye okurun sırtını sıvazlayacak ve onun, kendini aptal gibi hissetmesini önleyecektir.

Polisiyeler, olağanüstü kontrollü romanlardır. Herşey kontrol altındadır, herşey dakiktir, herşeyin nesnel bir nedeni vardır. Tam da bu yüzden, özellikle kadın okurlar, hayatının iplerinin ellerinden kaydığını, herşeyin kontrolden çıktığını hissettikleri kriz zamanlarını polisiye okuyarak geçirirler. Polisiyeler, çabuk tesirli depresyon romanlarıdır. Kendi minicik hayatını düzenlemekten o an için aciz depresif okur, "Saat sekizi tam 17 dakika geçiyordu" gibi kesin cümlelerle kısa bir kontrol hissi yaşar. Bu yüzden de bir dönemin toplumcu romanlarında, bunalım geçiren küçük burjuva kadınları polisiyeyi ellerinden düşürmezler.

Gizli felsefe

Polisiyeler, dağınık ve şekilsiz bir halde duran olguları uyumlu bir biçimde biraraya getirme romanlarıdır. Yani "bilgiye ulaşma" romanları. Ve bilgiye ulaşmak, elbette farklı yöntemlerin savaşımı demektir. Örneğin, İngiliz materyalizminin kusursuz birer örneği olan Sherlock Holmes, ampirik bir biçimde "kanıtların ucuca eklenip teorinin ortaya çıkması" yöntemini kullanır. Kanıt (yani deney) teoriden önce gelir. Fransız materyalizminin temsilcisi Hercule Poirot'da ise, teori önceliklidir. Poirot "gri hücre"lerini çalıştırarak bir teori üretir ve kanıtlarla bunu sınar. Holmes nesnelere; Poirot insan psikolojisine yaslanır. Yıllar sonra Amerika'lı bir polisiye yazarı, psikolojiyi en uç noktaya kadar götürecek, Freudyen bir dedektifle Gestaltçı bir katili yöntem savaşlarına sokacaktır.

Polisiyeler, analitik düşünme yeteneğini geliştirir. Yalçın Küçük, Türk aydınının düşünsel zaaflarında polisiye okumamanın önemine işaret ederken haksız değildir.

Kriminoloji icat oldu

Kriminolojinin gelişmesiyle birlikte, dedektiflerin gri hücreleri önemsizleşti. Artık katili bulmak için düşünmek değil, cesedin giysilerindeki saç tellerinden DNA testi yapmak yetiyordu. Bu biçimde yazılmış bir romanda da okur, etkinliği yitirip pasifleşiyordu. TV'lerde yayınlanan polisiye dizilerde bile izleyici, o maharetli makinelere şaşmak dışında ancak çekirdek çitlemekle yetinebilirdi. Onun analitik zekası, şu minicik makinenin yaptıklarının onda birini bile yapamazdı nasıl olsa. Hayatın diğer alanlarında olduğu polisiyede de makine istibdadı başlayınca, polisiye, başka alanlara kaymak zorunda kaldı.

Çağdaş polisiye

Çağdaş polisiye kriminolojinin bu atağına, kuralları değiştirerek yanıt verdi. Okurla sözleşme yenilendi; yeni sözleşmede, katil daha ilk sayfadan ilan ediliyor ya da klasik polisiyenin tersine yazar, katilin tarafını tutuyor ve bize de tutturuyordu. Cinayet sebepleri de o akılcı 20.yy'ın maddi, akılcı sebepleri olmaktan çıkıyor, modern insanın irrasyonel, sebepsiz cinnetinde aranıyordu. Çağdaş polisiyenin konusu, sıradan ve "iyi" insanların cinnet ya da şiddet eşiğini atlayıvermeleri olmuştu. Bu öyle ince bir eşikti ki, okur katille rahatlıkla empati kurabiliyor, katile anlayışla yaklaşıyordu. Neticede hepimiz, oradaki katil kadar sıradan ve iyi insanlarız. Ve modern dünya, bizi de sürekli o eşiğin ucunda tutuyor.

Çağdaş polisiye kıyıcı akılcılıktan gündelik hayatın ve insan psikolojisinin irrasyonelizmine evrildikçe, kadın polisiye yazarları öne çıkmaya başladı. Gündelik hayatın delirticiliğinin en fazla farkında olan ve ayrıntılara duyarlı "kadın aklı", çağdaş polisiyeyi gündelik hayatın yabancılaşma sularına sokuverdi. Erkek polisiye yazarları devlet komploları, büyük suç teşkilatları, şirket savaşları gibi bireyin biricik varlığının önemsizleştiği romanlar yazarken kadın yazarlar; klasik polisiyedeki bireyi modern dünyada yeniden yaratarak polisiyeyi asıl sırtlayanlar oldu. Erkek yazarların suçluları yaptıkları vahşeti soyut, ulvi tutkularla izah etmeye çalışır ve sahtekarlıkları üzerlerinden akarken kadın polisiyecilerin suçluları, en azından dürüstler. Suçu ya da amacı büyük örgütler ve amaçlarda değil, kendi benlikleri ve dünyalarında aramaya, arattırmaya devam ediyorlar. Üstelik bunu, sırf merak duygusuyla değil, edebi niyetlerle de okunacak muazzamlıkta romanlarla yapıyorlar.


Yelda EROĞLU

Kaynak:http://www.polisiye.com/devam.asp?yazid=219#

21 Haziran 2008 Cumartesi

Hercule Poirot Kimdir?


Hercule Poirot Agatha Christie tarafından yaratılan hayali Belçikalı dedektif karakteridir. Miss Marple ile birlikte, Christie'nin en ünlü ve uzun süreli karakteridir ki 33 romanda ve 54 kısa öyküde boy göstermiştir.

Poirot ekranlara, filmler ve diziler için, Albert Finney, Peter Ustinov, Ian Holm, Tony Randall, Alfred Molina ve en ünlüsü, David Suchet gibi çeşitli aktörler tarafından aktarılmıştır.

Etkileyenler
Poirot 'un karakteri zamanın diğer iki ünlü hayali dedektifine dayanıyordu: Marie Belloc Lowndes'un Hercule Popeau'suna ve Frank Howel Evans'un Monsieur Poiret' ine - Londra'da yaşayan emekli bir Fransız polisine - İlk Poirot romanlarındaysa Arthur Conan Doyle'in açık bir etkisi vardır. Otobiyografisinde Christie şunu kabul eder "Ben hala Sherlock Holmes geleneğinde yazıyordum-tuhaf dedektif, acemi yardımcı, Lestarde tipinde bir Scotland Yard dedektifi, müfettiş Japp gibi." Doyle kendi açısından Sherlock Holmes'un, Edgar Ellan Poe'nin hayali Fransız dedektifi Auguste Dupin modeline dayandığını kabul eder, ki onun muhakemesi Hercule Poirot'un 'küçük gri hücrelerine' olan itimadını öncü olmuştur.

Aynı zamanda, Poirot W.Mason'un hayali dedektifine de büyük bir benzerlik taşır - Müfettiş Hanaoud ilk olarak 1910'da 'At the Villa Rose' da ortaya çıktı yani ilk Poirot romanından 6 sene önce.

Christe'nin Poirot'u Belçikalıydı. Yukarıda bahsedilen örneklerin aksine, Poirot karakterinin oluşumu 1916'daki ilk dedektif kitabının bir ürünüydü(İlk kitabı 1920'de basılmasına rağmen). Poirot'un Belçikalı olması sadece Belçika'nın Almanlar tarafından işgal edilmesi değil, aynı zamanda, Christie bu kitabı yazdığında, Belçikalılara sempati duymanın vatanseverliğin bir ifadesi olarak düşünülmesi bakımından ilginçtir. Çünkü Almanların Belçikayı işgali ülkesi için Birinci Dünya Savaşında savaş nedeni olmuştur.

Popülaritesi
Poirot'la ilk tanıştığımız roman The Mysterious Affair at Styles (Ölüm Sessiz Geldi-Styles'daki Esrarengiz Cinayet) 1920'de ve son romanı Curtain (Ve Perde İndi...) 1975'dedir. Poirot tarihte kendisine ölüm ilanı verilen tek hayali kahramandır. NewYorkTimes'da "Hercule Poirot is Dead; Famed Belgian Detective" ("Hercule Poirot Öldü; Meşhur Dedektif") denilmiştir.

Christie onu 1930'da 'çekilmez biri' olarak tanımladı ve 1960'daysa onu 'nefret uyandıran, gösterişli, can sıkıcı ve ben merkezcil' olarak resmetmiştir. Fakat halk Poirot'u sevdi ve Christie onu öldürmeyi reddetti, ki bunu halkın sevdiği şeyi üretmenin kendi görevi olduğunu iddia ederek yaptı. Ve halkın sevdiği şey Poirot'tu.

Hercule Poirot'un Tüm Hikayeleri İçin Tıklayınız

Kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Hercule_Poirot

18 Haziran 2008 Çarşamba

Agatha Christie'nin On Bir Kayıp Günü 2


Agatha Christie ile ilgili çıkan son kitap olan ve Altın Kitaplar'dan yayımlanan "Agatha Christie'nin On Bir Kayıp Günü" ile alakalı olarak güzel bir metin yazılmış. Altın Kitapların editorunun yazdığı bu yazının tam metnine burada yer vermek istiyorum:
"3 Aralık 1926 günü bunalım içinde bir kadın gizemli bir şekilde, İngiltere’nin Berkshire kasabasındaki evinden kayboldu. Arabasının Surrey’de terk edilmiş olarak bulunması onun can güvenliğine ilişkin kaygılar duyulmasına yol açtı. Ve söz konusu kadın bir buçuk hafta sonra Yorkshire Harrogate’deki lüks bir otelde, gazetede kendisiyle ilgili olarak yapılmış uluslararası boyuttaki araştırmalara ilişkin haberleri okurken bulundu. Bu olağandışı davranış bir tür aymazlık, meydan okuma izlenimi uyandırıyorduysa da, kocası hemen konuya açıklama getirerek eşinin geçici bir amnezi (bellek yitimi) yaşadığını ileri sürdü. Bu kadın Agatha Christie idi ve bu on bir kayıp günün etkisi yaşamının geri kalan kısmında sık sık etkisini gösterecekti.

Kaybolduğu bu günler Agatha’nın yaşamında bir doruk noktasıydı yazarın konuya ilişkin ısrarlı suskunluğu birçok karmaşık, anlaşılmaz soruyu da beraberinde getirmişti: Nasıl olur da fotoğrafını her gün gazetelerin ön sayfalarında gören biri, kendisinin İngiltere’nin en çok konuşulan kadını olduğunun farkına bile varmayabilirdi? Kaybolduğunda geride bıraktığı bir dizi mektubun önemi neydi? Kocasını onun daha önceden de kaybolma olasılığı konusunda açıklamaya iten ve bulunduktan sonra da polis araştırmalarının faturalarını ödemeye yönelten neden neydi?

Her ne kadar bu kaybolma onun ününe ün kattıysa da Agatha’nın daha önceki yaşamına ilişkin hiçbir öykü bu kayboluşun gerisindeki olağanüstü koşulları tam olarak açıklamıyordu. Araştırmamın ilk aşamalarında yazarla ilgili olarak yazılan kitapların hemen hiçbirinde edebi eleştirilerden farklı, bu konuya açıklık getiren pek fazla bir şey olmadığını keşfettim. Tüm yazarlar Agatha’nın kısa dönemli geçici bir sinirsel bunalım geçirdiğine ve bu kayboluşla birlikte adının kötüye çıkmasının onu inzivaya sürüklediğinde birleşiyorlardı. İngiltere’de aktif araştırmaya dayanan yalnızca iki biyografi vardı ve Agatha’nın uzun yaşamını kaleme alan her iki yazar da onun yaşamındaki bu karanlık evreyi izleyen tanık bulmakta zorlandıklarını itiraf ediyorlardı. Gwen Robyns 1978 yılında ailenin izni olmadan yazdığı Agatha biyografisiyle ailenin resmi açıklamalarına adeta meydan okuyor, Janet Morgan ise 1984 yılında ailenin verdiği yetkiye dayanarak kaleme aldığı biyografide bu ünlü kişinin kayboluşuyla ilgili olarak, basını olayın üstüne gereğinden fazla gitmekle suçlayarak konuyu uygun bir şekilde perdeliyordu.

Her iki yaşam öyküsü yazarının da birleştikleri nokta Agatha’nın bulunduktan sonra asla bu olayı konuşmadığıydı. Aslında bu yanlıştı. Agatha sonuçta kayboluşundan bahsetmişti ve suskunluğu bozmasındaki gerekçe de bu konuyu toplum önünde tekrar tekrar konuşmamasının nedenleri kadar öğreticiydi.

Bu kayboluşu sarmalayan gizem perdesi ve olayın mistik çerçevesi bugün bile insanları büyülemektedir. Araştırmanın sonucunda ister istemez, ortaya çıkan da, kayboluşunun ardından yirminci yüzyılın en sevilen polisiye öykü yazarı olmak üzere geri dönen bu gizemli kadını çaresizlik sınırına getiren bu çok özel ıstırabın kaçınılmaz öyküsüdür.

Jared Cade'in kaleme aldığı "Agatha Christie'nin On Bir Kayıp Günü", yazarın hayranları için ilginç detaylar sunuyor."

Kaynak: http://www.altinkitaplar.com.tr/editorden.asp?ID=107

17 Haziran 2008 Salı

Agatha Christie Fan Club


Ünlü paylaşım ve sosyalleşme platformu Facebook'da dünyaca ünlü Agatha Christie ile alakalı birşeylerin olmaması herhalde düşünülemzdi. Evet bu bloga da ismini veren Agatha Christie'ye Fan olma durumu Facebook'ta da yankı bulmuş. Ama bu sefer iletişim dili İngilizce.

Bu grupta ayrıca bir çok Agatha Christie hayranı Türk ile karşılaşmak mümkün. Eğer gerçekten diğer insanlarla da Agatha Christie ve onun muhteşem eserleri hakkında fikir alış verişi yapmak istiyorsanız ya da eserleri ve kahramanları hakkında bir şeyler söylemek istiyorsanız bu gruba dahil olun.

Agatha Christie Araç Çubuğu

Agatha Christie için hazırlanan ve resmi sitesi olan www.agathachristie.com adresinden Agatha Christie fanları için büyük bir hizmet sunulmuş. "Agatha Christie araç çubuğu" ile Agatha Christie'nin resmi sitesiyle olan alakanızı her an devam ettirebilirsiniz. Tabi bir Türk kullanıcılar için tek dezavantaj bu "tool bar'ın" İngilizce olması. Ancak yine de faydalı olacağını düşünüyorum.

Agatha Christie Tool Bar'ı Yüklemek İçin Tıklayınız.

12 Haziran 2008 Perşembe

Agatha Christie'nin On Bir Kayıp Günü


Agatha Christie hakkında çıkan ve onun bilinmeyenini araştıran bir kitap. Jared Cade tarafından yazılan kitap kitap Türkçe'ye Çiğdem Öztekin tarafından çevrilmiş. Ve tabi yine Altin Kitaplar Yayınevinden.

Kitabın Tanıtımı
1926 yılının aralık ayında Agatha Christie ismi İngiltere'de tüm gazetelerin baş sayfasını süsledi. Ünlü polisiye yazarı İngiltere'nin güneyindeki evinden bir gece esrarengiz şekilde kayboldu. Ve on bir gün sonra Yorkshire, Harrogate'de bir otelde bulunduğu zaman yazar hafıza kaybına uğradığını iddia etti.

Bu kitabın yayınlanmasına kadar biyografisini kaleme alan çeşitli yazarlar agatha'nın gerçekten amnezi geçirdiğine dair somut bir kanıt ortaya koymadılar. Her ne kadar, bu olay yazarın ününe ün katmış olsa da yaşamı boyunca meydanın göz hapsinden kurtulamadı.

Şimdiye dek hiçbir yerde yayınlanmamış fotoğraflarla bezeli, Jared Cade'in bu eserinde esrarengiz kayboluş öyküsüne ışık tutan gerçekler ünlü yazarın en yakınlarının açıklamalarından derlenmiştir.

Geniş Bilgi İçin Tıklayınız

7 Haziran 2008 Cumartesi

Ölüm Meleği - Giriş


Kitabın Orjinal İsmi: Nemesis
Yayın Tarihi: 1971

ESRARLI OLAYLARLA İLGİSİ OLANLAR
Jane Marple: Yaşlı hiç evlenmemiş bir bayan. Kötülüğün kokusunu alırdı.
Jason Rafiel: Zengin bir iş adamı. Adaletin yerine gelmesini istiyordu.
Esther Walters: Bay Rafiel'in sekreteri. İyi ve dürüst bir kadındı.
Cherry: Miss Marple'ın hizmetçisi. Onun yorulmasını istemiyordu.
Brodribb-Schuster: Bay Rafiel'in avukatları. Adamın, Miss Jane Marple'dan ne istediğini anlayamıyorlardı.
Bayan Sandbourne : Genç bir kadın. Otobüs turlarını yönetiyordu.
Geraldine Riseley-Porter : Sosyeteden bir kadın. Kendisinin çok önemli olduğunu düşünüyordu.
Joanna Crawford: Bayan Riseley-Porter'ın yeğeni. Çok becerikli bir kızdı..
Elizabeth Temple: Tanınmış bir okulun eski müdiresi. Şahsiyet sahibi bir kadındı.
Albay Walker ve eşi: Orta yaşlı bir çift. Otobüsle gezintiye çıkmışlardı.
Mamie ve Henry Butler : Amerikalı bir karıkoca. Seyahate meraklıydılar.
Profesör Wanstead: Psikoloji ve pataloji alanlarında isim yapmıştı.
Richard Jameson: Mimar. Eski şatoları inceliyordu.
Miss Lumley ve Miss Bentham: Yaşlı iki arkadaş. Kedilerini evde bırakarak yolculuğa çıkmışlardı.
Miss Barrow ve Miss Cooke: Orta yaşlı iki arkadaş. Davranışları biraz gizemliydi.
Bay Caspar: Bir yabancı. Fazla heyecanlıbir adamdı.
Emlyn Price: Bir delikanlı. Joanna Crawford'la ilgileniyordu.
Laviniâ Glynn: Eski konakta oturan üç kardeşten ortancası. İyi bir kadındı.
Clotilde Bradbury-Scott: Lavinia'nın ablası. Çok üzgün bir hali vardı.
Anthea Bradbury-Scott: Clotilde ve Lavinia'nın küçük kardeşleri. Biraz anormaldi.
Michael Rafiel: Bay Rafiel'in oğlu. Çok yakışıklı fakat ahlaksız bir gençti.
Nora Broad: Genç bir kız. Erkek delisi olduğu söyleniyordu.
Verity Hunt: Güzelliğiyle dikkati çeken bir genç kız. Evlenmekten vazgeçmişti.
Başdiyakoz Brabazon: Yaşlı bir din adamı. Gelmeyen bir damatla gelini beklemişti.

MİSS MARPLE'IN ELİNDE ŞU İPUÇLARI VARDI:
•Kırmızı-siyah, kareli bir kazak...
•Bir çiçek...
•Eski bir ev...
•Bir mektup...
•Bir resim...
•Bir fincan kahve...
•Bir otobüs dolusu yolcu...
•Kıyılamayan bir nikâh...
•"Kurşuni Koç" kayaları...
•Bir paket...

MİSS MARPLE'IN ESRARI ÇÖZEBİLMESİ İÇİN ŞU SORULARI CEVAPLANDIRMASI GEREKİYORDU:
•Elizabeth, "Dünyanın en korkunç kelimesi 'sevgi'dir," derken neyi kastetmişti?
•Bay Rafiel, Miss Marple'ın ne yapmasını istiyordu?
•Miss Cooke'la Miss Barrow neden yaşlı kadından kaçıyorlardı?
•Anthea gerçekten bahçeden korkuyor muydu?
•Eski konaktaki gizli acının kaynağı neydi?
•Nora nereye gitmişti?
•Verity niçin nişanı bozmuştu?
•Miss Cooke bahçıvanlıktan gerçekten anlıyor muydu?
•Profesör Wanstead dost muydu? Yoksa düşman mı?
•Michael gerçekten suçlu muydu?

Arka Kapak
Jane Marple hiç beklemediği birinden bir mektup alır. Yolculuklarının birinde tanıştığı Bay Rafiel’den gelen mektup yaşlı kadını şaşırtır.
Kısa bir süre önce ölen adam, onun adalet duygusuna güvendiğinden söz ederek bir cinayet olayının ortaya çıkarılmasını istemektedir.
Ama tüm bu isteklerin dışında cevaplanmamış sorular vardır:
Bir, söz edilen cinayeti kim işlemiştir?
İki, cinayet nerede ve ne zaman gerçekleşmiştir?
Tüm bu soruları cevaplandıracak olan yaşlı Marple, kalan zamanını ve düşmanını bilemeden hızla yol almak zorundadır.

6 Haziran 2008 Cuma

Ölüm Çığlığı - Giriş


Kitabın Orjinal İsmi: Murder At The Vicarage
Yayın Tarihi: 1930


SAKİN KÖYDEKİ CİNAYETLE İLGİSİ OLANLAR :
Len Clement: Köyün rahibi. Bazen bir din adamına yakışmayacak şeyler düşünüyordu.
Griselda Clement: Rahibin genç karısı. Hiç de iyi bir ev kadını değildi.
Dennis Clement: Rahibin yeğeni. Cinayetin eğlenceli bir şey olduğunu düşünüyordu.
Mary: Rahibin hizmetçisi. Ondan daha kötü bir hizmetçi olamazdı.
Lucius Prothero: Aksi bir adam. Dostlarından çok düşmanları vardı.
Ann Prothero: Prothero'nun genç karısı. Kocasını sevmiyordu. Lettice Prothero: Prothero'nun kızı. Daima dalgın dururdu.
Lawrence Redding: Genç ressam. Bir film yıldın kadar yakışıklıydı.
Dr. Stone: Ünlü arkeolog. Onu kazılardan başka bir şey ilgilendirmiyordu.
Gladys Cram : Stone'un sekreteri. Köydekiler onun adamla evlenmek niyetinde olduğunu söylüyorlardı.
Estelie Lestrange : Güzel bir kadın. Herkes onun sırrını çözmeye çalışıyordu.
Dr. Baydock : Köy doktoru. Gizli bir derdi var gibiydi. Hawes : Rahibin yardımcısı. Sinirleri çok bozuktu.
Martha Price Ridley: Yaşlı bir kadın. Telefon konuşmasına sinirlenmişti.
Amanda Hartnell: İhtiyar bir kız. Fakirler kendisinden nefret ediyorlardı.
Caroline Wetherby: Yaşlı bir komşu. Dedikoduya bayılıyordu. Slack : Polis Müfettişi. Rahibin sinirine dokunuyordu.
Albay Melchett: Polis Müdürü. Durumun çok karışık olduğundan emindi.
ve
Miss Marple

MISS MARPLE'ın elinde şu ipuçları vardı:
  • İki telefon konuşması...
  • Bir tabanca...
  • Bir bavul...
  • Bir pusula...
  • İmzasız bir mektup...
  • Bir saat...
  • Bir küpe...
  • Bir portre...
  • Aksırık sesi...
  • Yarıda kalmış bir pusula...
MİSS MARPLE'ın cinayetleri çözebilmek için şu soruları cevaplandırması lâzımdı:
  • Yedi şüpheli şahıs kimdi?
  • Mrs. Price Ridley'e telefonda kim küfretmişti?
  • O aksırık sesi neydi?
  • Koruda kim ateş etmişti?
  • Gladys gece yarısı ormanda ne arıyordu?
  • Yağlı boya tablo neden parçalanmıştı?
  • Lettice sarı beresini nerede unutmuştu?
  • Ann'den nefret eden kimdi?
  • Lawrence'e neden düşmanlık etmeye çalışıyorlardı?
  • Antika gümüşler değiştirilmiş miydi?
Arka Kapak
Albay Protheroe'nun öldürülmesi St. Mary Mead halkını şaşırtmış ama pek de üzmemişti. Albayı öldürmekle katilin dünyaya büyük bir iyilik yaptığını söyleyen köyün papazı, Protheroe'nun genç ve fingirdek karısını da kocasını öldürmekle suçlamıştı. Peki sadakatsiz Bayan Protheroe ve genç ressam sevgilisi bu konuda ne düşünüyorlardı?

Entrikalarla bezeli gerilimi yine kurnaz Jane Marple çözüyor.

Bu romanda okurla Miss Jane Marple ile ilk kez tanışıyor.

Christie Romanlarındaki Katil...3

Önceki iki yazımızda Christie romanlarındaki katili veya katilleri bulmanın zorluğundan bahsetmiştik. Bu yazımızda ise Türkiye'nin 'en ekşi' platformu olan http://sozluk.sourtimes.org'da bu konuyla ilgili olan bir başlıktan seçme entryler almak istiyorum. Agatha Christie romanlarında katili hiç bulamamak isimli başlıktadaki bir kaç girdiyi sizlerle paylaşmak istiorum.

  • "okuduğunu anlamamaktan ziyade christie'nin benzersiz kurgusu (ki bu kurgu hem diğer polisiye yazarlarının kurgularından farklıdır hem de christie'nin kendi romanları arasında da farklı şekillerde karşımıza çıkar) şüphesiz rol oynar bu durumda. christie ipuçlarını verir aslında, bunların izini sürmek için tecrübeli bir polisiye okuru olmak gerek diye düşünüyorum. ayrıca "katili bulmalıyım" dürtüsüne de gerek yoktur bence, dümdüz de okunsa gayet keyifli romanlardır."
  • "agatha christie romanlarını okurken sona kadar katil bulunamayabilir ancak romanın sonunda katil mutlaka ortaya çıkar... böylelikle katili hiç bulamamak okudugunu anlamamakla aynı kapıya çıkmış olur."
  • "agatha christie romanlarını sondan başa doğru yazdığı için katili bulmak için karakterlerin sözlerini dikkatle incelemeniz gerekir ki, bu da çoğu zaman yanıltıcı ve dumura uğratıcı olabilir."
  • "kitaplarının büyük bir çoğunluğunda ya hercule poirot ya da jane marple olayı çözer.diğer kahramanların konuştukları kısımlara pek dikkat etmeyin.hercule poirot ya da jane marple'in olduğu kısımlarda katilin ipucları verilir.zaten,onlar da bu ipuçlarından cinayeti çözerler."
  • "agatha, katili okuyanlarin cok onceden bulmamasi icin eksik bilgi verir kitabin ortalarinda. sonlara dogru cikartir bu bilgileri ve zaten coktan katilin kim oldugu aciklaniyordur. ve su bir gercektir, katil gibi gözüken hic bir zaman katil degildir. en azindan ihtimaller azaliyor."

5 Haziran 2008 Perşembe

Christie Romanlarındaki Katil...2


Bir önceki yazımızda Christie romanlarında katili bulmanın zorluğundan bahsetmiştik. Buradaysa genel olarak katili bulamama nedenlerinden bahsetmek istiyorum:

  • Herşeyden önce katili tanımlamak ve bulmak için yeterli kanıt olmaması. Veya bir çok kanıt olduğundan hangi kanıtların cinayetle ilgisi olduğuna karar verememek. Hani bir çok Christie romanının baş tarafında 'X'in Elindeki İpuçları' diye bir bölüm vardır ya. İşte bu ipuçları aslında biz okuyucuların da elinde vardır ama işte asıl olan bu ipuçlarını mantıklı bir zeminde ve zaman sırasında düzenlemek. Bu düzenleme işlemi çok zor olduğundan katil bulmak bir hayli güçtür.
  • Birden daha fazla katilin olması. Yani siz bir katil umarken/ararken, birden fazla katille karşılaşabilirsiniz. Hatta öyle romanlar var ki tüm şüpheliler cinayette rol alabilir. Katiller bazen karı-koca, bazen birbiriyle önceden ilişkide bulunmuş insanlar olabiliyor.
  • Christie'nin bizi kandırması. Evet, mesela siz hiç ünlü dedektif Poirot'un cinayet işleyebileceğine ihtimal veriyor musunuz? Ya da gerçek katilin öldürülmüş olması daha doğrusu öldürülmüş rolü yapması. Diğer bir romanda ise cinayeti bire bir anlatan şahsın katil olması. Bütün bunlar ihtimal dışıymış gibi olsa da Christie'nin romanlarında oluyor. Dolayısıyla da katili bulabilmek imkansızlaşıyor.
  • Katillerin çok zeki olması. Bazen gerçek kimliklerini gizleyerek, bazen katili araştırarak (evet katil kendini araştırıyor!), bazen de zekice söz ve davranışlarıyla bizi değişik mecralara sürükleyebiliyor. Örneğin, bir Christie romanında katili bulabilmek için bir katil olamayacaklar listesi hazırlamıştım. Sonradan gördüm ki listenin ilk iki sırasındaki kişiler katilmiş. Yani katiller o kadar zekiydi ki, cinayet o kadar akıllıca kurgulanmıştı ki, gerçek katiller masum listesinin başındaydı.
  • Gerçek katil ile 'bu cinayetin olmasını' isteyenler arasındaki ayrımın çok ince olması. Herhangi bir cinayetten faydalanan o kadar fazla insan oluyor ki tüm bu insanlar birer katil adayı. Hatta o kadar ki katil olmayan birisinin 'tam da hayal ettiği gibi' bir cinayet işleniyor ve bu cinayetin en büyük zanlısı bu şahıs oluyor. Hatta o kadar ki işlemediği cinayetin düşündüğü gibi olması o kişinin de kendisini katil sanmasına neden oluyor. Dolayısıyla biz okur olarak, o kişiye katil etiketini hemen yapıştırıveriyoruz.
  • Psikoloji bilmememiz. Dikkat ederseniz tüm Agatha Christie romanları belirli bir sebepten işlenir. Mesele genellikle para ya da aşktır. Veya maktül katilin bir sırrını biliyordur. Her ne nedenle olursa olsun bu cinayetin mutlaka psikolojik bir yönü vardır. Bu yüzdendir ki dedektifimiz Poirot olayları sadece düşünerek yani küçük gri hücrelerini kullanarak çözümler. Her olayı gözdüğünde mutlaka katilin ve maktülün psikolojik yönünü irdeler.

Christie Romanlarındaki Katil...1


Christie romanlarının en büyük özelliği katili okuyucunun çok zor bulmasıdır.

Aslında katili bulmanız hemen hemen olanaksızdır; sadece tahmin yoluyla birşeyler söyleyebilirsiniz.

Zira bazı ayrıntılar vardır, siz onu farkedersiniz ama cinayetle direkt ilgisi yoktur bunların.

Sadece detektifimiz 'puzzle'daki tüm taşları yerli yerine koyarken bu ayrıntıları da bir yerlere koyar.

Yani okuyucu olarak dikkat ettiğimiz şeyler, aslında Christie tarafından bilinçli şekilde bizim onları farketmemiz için konmuştur.

Biz onları farkederiz ama mutlaka açıklayamadığımız olaylar, ilişkiler veya kanıtlar vardır.

Zaten bir Christie romanındaki her şey açıklansaydı o zaman romanlar cazibesini kaybederdi.

Christie'yi kraliçe yapan ana unsur da sanıyorum romanlarının , insandaki merak duygusunu kamçılayarak, bir solukta okunması.

İşte bu merak duygusunu da katilin kimliğini ustaca gizleyerek başarıyor Christie.

Şahsen, bir Christie kitabını tekrar edeceksem yalnızca son kısmına herşeyin açığa çıktığı kısma bakıyorum. Çünkü o bölüm tüm kitabın özeti şeklinde yazılmış oluyor.

Son olarak, kimse katili bulamıyorum diye üzülmesin, Christie romanlarının tadı katilin ismini ve eylemlerini kitabın sonunda öğrenmekten geçiyor.

Agatha Christie Romanlarındaki Katil-2

Agatha Christie Romanlarındaki Katil-3




Nil'de Ölüm - Giriş


Kitabın Orjinal İsmi: Death On the Nile
Yayın Tarihi: 1937

Nil'deki Yolculuğa Katılanlar

Linnet Ridgeway: Genç bir kız. Çok güzel ve pek zengindi.
De Bellfort:
Linnet'in arkadaşı. Ona güveniyordu.
Simon Doyle:
Bellfort'un nişanlısı. Yakışıklı bir gençti.
Tim Allerton:
Genç yazar. Hayatından hoşnut değildi.
Mrs. Allerton:
Tim'in annesi. Hoş bir bayandı.
Cornelia Robson:
Fakir ama mutlu bir kız.
Van Schuyler:
Cornelia'nın akrabası. Fazla kurumluydu.
Miss Bowers:
Hemşire. Görevi Van Schuyler'e bakmaktı.
Andrew Pennigton:
Linnet'in vasisi. Kurnaz bir adamdı.
Jim Fanthrop: Genç bir avukat. Aklı başında bir insandı.
Terguson: Esrarlı bir yolcu. Çok küstahtı.
Salome Ottorbourne: Yazar kendisini çok akıllı sanıyordu.
Rosalie Ottorbourne:
Salome'in kızı. Aksi ve somurtkandı.
Lousie Bourget:
Linnet'in oda hizmetçisi. Bazı şeyler biliyordu.
Albay Race:
İngiliz gizli istihbarat servisindendi.
ve
Hercule Poirot

Poirot'un Elinde Şu İpuçları Vardı
  • İki şişe tırnak cilası...
  • Bir şal...
  • Bir şişe şarap...
  • Lekeli bir mendil...
  • İnci gerdanlık...
  • Cinayet yerinde bırakılan bir tabanca...
  • Bir su sesi...
  • Bir kaya...
  • Assuan'da bir bahçe...
  • Bir iddia...
Poirot'un Cevaplaması Gereken Sorular
  • Mrs. Ottorbourne kimi görmüştü ?
  • Rosalie'nin derdi neydi ?
  • Tim niçin öfkeliydi ?
  • Terguson aslında kimdi ?
  • Race'in aradığı ajan yolculardan hangisiydi ?
  • Hizmetçi bir şey biliyor muydu ?
  • Van Schuyler'in rahatsızlığı neydi ?
  • Kayayı yukarıdan biri mi yuvarlamıştı ?
  • Miss Ottorbourne gerçekten kimseyi görmemiş miydi?
  • Tabanca nasıl kaybolmuştu ?
Arka Kapak
Linnet Doyle genç, güzel ve zengin bir kadındır. Dünyada her şeye sahiptir... Hatta en yakın arkadaşının sevdiği adama bile. Linnet ve yeni kocası Nil Nehri’nde bir tekne gezisinde ünlü dedektif Hercule Poirot ile tanışırlar. Huzur dolu keyifli bir gezi olmasına rağen Poirot’nun isim veremediği, yolunda gitmeyen bir şeyler olduğuna dair içinde bir sıkıntı vardır.

31 Mayıs 2008 Cumartesi

Agatha Christie Hakkında Bilmedikleriniz 2

  • Penguin ciltleme1935'te kurulduğunda Sytles'daki Esrarengiz Olay onun 10 basımından bir tanesiydi.

  • Bir çok romanını yazdığı daktilosu, Torre Abey, Torquay'da gösterimde.

  • Üç Perdelik Cinayet, 1935'de ilk yılında 10.000 kopya satılan ilk roman oldu.

  • Evine, ilk romanının başarısı ardından 1924'te Styles ismini verdi.

  • O, 1948'de aynı günde 10 ayrı romanı 100 biner Penguin'de basılan tek yazardı.

  • 1931'de hikayelerinden bir tanesini BBC radyosunda sesli olarak okudu.
Kaynak:http://uk.agathachristie.com/view_pdf.php?id=1001

Agatha Christe Hakkında Bilmedikleriniz 1


  • Agatha Christie hiç okula gitmedi. Annesi tarafından evinde eğitim aldı ve Christie herşeyi okuyordu ve doymak bilmiyordu. Kariyerine katkıda bulunmasa da, 15 yaşında Paris'e müzik ve piyano eğitimi için gitti ki hayatı boyunca müziğin ayrı yeri vardı onun için. O çok verimli hayal gücünü diğer kardeşleri okulda ve uzakta oldukları için nispeten yalnız bir çocukluk geçirmesine bağlamaktadır. Bu alışılmadık eğitimine karşı, 1961 yılında ona Exeter Üniversitesi tarafından fahri doktora verildi.
  • Christie hala Londra'da eşzamanlı olarak 3 oyunu oynatılan tek yazar. Fare Kapanı Kasım 1952'de, Dava Şahidi Ekim 1953'te ve Örümcek Ağı Aralık 1954'te başladı. 1950'ler Agatha'nın tiyatro için altın çağıydı, 6 oyunu oynanıyordu ve 3 tanesi başlıbaşına oyun olarak yazılmıştı.
  • Hercule Poirot öldüğünde, onun için bir New-York Times'ta tam sayfa ölüm ilanı verilmişti ve o bu zamana kadar bu onura erişen tek hayali kahramandı. Bu The Sketch dergisi tarafından verildi ki bu dergi 1923'te kısa öykülerin ilk basıldığı yerdi. İlginç bir şekilde, NYT'nin haberi 6 Ağustos 1975 'teydi - neredeyse Poirot'un Ve Perde İndi'deki gerçek ölümünden 3 ay kadar önce.Bu son dava ile ilgili, ilgi çekici ipuçları vardı fakat fanlar, dünyayı elli sene boyunca esaretine alan ve günümüze devam eden, son parçayı okumak için ekimin ortasına kadar beklemek zorundaydılar.
Kaynak:http://uk.agathachristie.com/view_pdf.php?id=996

29 Mayıs 2008 Perşembe

Miss Marple'in Tüm Hikayeleri


Agatha Christie'nin sevdiği bir karakteri olan Miss Marple'in rol aldığı tüm hikayeleri aşağıda İngilizce olarak listelenmiştir. Parantez içindeki rakamlar eserlerin basım tarihini göstermektedir.

The Murder at the Vicarage (1930)

28 Mayıs 2008 Çarşamba

Poirot'un Tüm Hikayeleri


Poirot'un başrol aldığı tüm hikayeler aşağıda listelenmiştir(İngilizce olarak). Parantez içindeki rakamlar ilk basım tarihlerini göstermektedir.

The Mysterious Affair at Styles (1920)

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Ölüm Oyunu - Giriş


Kitabın Orjinal İsmi: Evil Under the Sun
Yayın Tarihi: 1941

Korsan Roger Otelindekiler
Carrie Gardener: Amerikalı geveze bir kadın.
Odell Gardener: Karısının her sözünü onaylayan kocası.
Emily Brewster: Sert görünüşlü, sportmen yapılı bir ihtiyar kız.
Rosamound Darnley: Ünlü bir moda evinin güzel sahibi.
Binbaşı Barry:
Hindistan ordusundan emekli bir ihtiyar.
Rahip Stephen Lane:
Kötülüğün canlı bir şey olduğuna inanan, bağnaz din adamı.
Christine Redfern:
Genç, güzel ve sakin bir kadın.
Patrick Redfern:
Christine'nin yakışıklı ve sevimli kocası.
Arlena Stuart Marshall:
Kızıl saçlı, güzel vücutlu, erkekleri baştan çıkaran bir kadın.
Kenneth Marshall: Arlena'nın fazla gururlu ve sessiz kocası.
Linda Marshall:
Kenneth'in ilk karısından kızı.
Horace Blatt:
Sonradan görme, bayağı bir adam.
Bayan Castle: Otelin aşırı kibar tavırlı ev sahibesi.
Gladys Narracott: Son derece zeki bir oda hizmetçisi.
Albay Weston:
O bölgenin polis müdürü.
Colgate:
Zeki ve çalışkan bir müfettiş.
Dr. Neasdon:
Adli tabip. İhtiyalı bir adam.
ve
Hercule Poirot

Poirot'un Elindeki İpuçları
  • Bir koku...
  • Bir makas...
  • Kırık bir pipo...
  • Pencereden atılan bir şişe...
  • Yeşil bir takvim...
  • Bir paket mum...
  • Bir ayna ve bir masa...
  • Mor bir yün yumağı...
  • Bir kol saati...
  • Boşalan bir banyo...
Poirot'un Cevaplaması Gereken Sorular
  • Adadaki olayın eski iki cinayetle ne ilgisi vardı?
  • Rasomund yalan mı söylemişti?
  • Arlena'ya şantaj mı yapıyorlardı?
  • Bu cinayet kimin işiydi? Kıskanç bir aşığın mı?
  • Peri mağarasının esrarı neydi?
  • Arlena koya kimi görmeye gitmişti?
  • Linda'nın amacı neydi?
  • Seksen beş bin sterlin nereye gitmişti?
  • Marshall karısının içyüzünü biliyor muydu?
  • Bay Blatt neden endişeliydi?
Arka Kapak

Hercule Poirot uzun süredir beklediği tatili yapmak için Devon sahillerindeki Kaçakçılar Adası’nda bulunmaktadır. Her şey yolunda giderken ünlü bir aktris olan Arlena Stuart denizde boğulmuş olarak bulunur. Cinayet soruşturması başlatılınca aktrisle aynı otelde kalan tüm konukların bir şekilde Arlena ile bağlantılı olduğu ortaya çıkar. Ama asıl cevap bulması gereken soru şudur: Ailesi dahil bu konuklardan hangisi Arlena’yı öldürecek kadar ondan nefret etmektedir?