agathachristiefan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
agathachristiefan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2008 Pazartesi

Büyük Dörtlerin Farkı


Elime ilk aldığımda "Büyük Dörtler"in farkını hissetmiş olacağım ki kitabı yarıda kesme ihtiyacı hissetmedim. Tabiri caizse tek solukta okunası bir kitap yazmış Polisiye'nin Kraliçesi.

Asıl ismi "The Big Four" olan roman 1927'de yazılmış. Yani Christie'nin 7. eseri. 80'den fazla roman yazan biri için 7. kitap çıraklık eseri olarak adlandırılabilir. Ancak bu kitap kanaatimce Christie'nin başyapıtlarından bir tanesi.

Kitap aynı zamanda bir Hercule Poirot kitabı. Kronolojik olarak, Poirot'un yer aldığı 4. kitap. Ayrıca Poirot'a Hastings yardımcılık ediyor.

Peki bu kitap neden diğer Christie romanlarından ayrı bir yere sahip? Aslında bu kitabı farklı kılan şey kurgusu. Olayların gelişme tarzı ve hikaye alışık olduğumuz ve gelenekselleşen Christie tarzının çok dışında.

Bir kere ortada öyle belli bir katil zanlısı kümesi yok. Yani, diğer romanlardan hatırlarsınız, belli bir grup insan vardır ve bunlardan biri ya da bir kaçı katildir. Bu romandaysa Büyük Dörtler olarak bilinen 4 kişi ve onların hırs ve tutkuları konu edilmiş.

Diğer bir fark ise Poirot'un bir polis memuru gibi oradan oraya koşturması. Yani Poirot bu sefer küçük gri hücrelerini çok fazla kullanmıyor. Bunun yerine bir çok insanı sorgulayıp sonuçlar çıkartıyor ve o sonuçları çözümün parçaları olarak sunuyor.

Ayrıca, bu kitap uluslararası bir komployu ve 4 insanın dünyayı yönetme sevdasını ele alıyor. Diğerlerinde olduğu gibi para veya aşk cinayeti yerine makam ve mevki cinayetleri konu edilmiş.

Son olarak, bu kitap içerdiği aksiyon ve uluslarası bir konuyu anlatması özellikleri ile çok farklı. Ama Dan Brown ya da J.Christophe Grange okuyanlar bu kitabı okuyunca hayal kırıklığına uğrayabilir.

Buna rağmen benim iddiam şudur ki Agatha Christie günümüzde yaşasaydı, en az bu yazarlar kadar iyi eserler çıkartırdı. Teknolojik olarak o günkü şartlarda yazılabilecek en güzel kitaplardan bir tanesi.

Tavsiye olunur...

18 Haziran 2008 Çarşamba

Agatha Christie'nin On Bir Kayıp Günü 2


Agatha Christie ile ilgili çıkan son kitap olan ve Altın Kitaplar'dan yayımlanan "Agatha Christie'nin On Bir Kayıp Günü" ile alakalı olarak güzel bir metin yazılmış. Altın Kitapların editorunun yazdığı bu yazının tam metnine burada yer vermek istiyorum:
"3 Aralık 1926 günü bunalım içinde bir kadın gizemli bir şekilde, İngiltere’nin Berkshire kasabasındaki evinden kayboldu. Arabasının Surrey’de terk edilmiş olarak bulunması onun can güvenliğine ilişkin kaygılar duyulmasına yol açtı. Ve söz konusu kadın bir buçuk hafta sonra Yorkshire Harrogate’deki lüks bir otelde, gazetede kendisiyle ilgili olarak yapılmış uluslararası boyuttaki araştırmalara ilişkin haberleri okurken bulundu. Bu olağandışı davranış bir tür aymazlık, meydan okuma izlenimi uyandırıyorduysa da, kocası hemen konuya açıklama getirerek eşinin geçici bir amnezi (bellek yitimi) yaşadığını ileri sürdü. Bu kadın Agatha Christie idi ve bu on bir kayıp günün etkisi yaşamının geri kalan kısmında sık sık etkisini gösterecekti.

Kaybolduğu bu günler Agatha’nın yaşamında bir doruk noktasıydı yazarın konuya ilişkin ısrarlı suskunluğu birçok karmaşık, anlaşılmaz soruyu da beraberinde getirmişti: Nasıl olur da fotoğrafını her gün gazetelerin ön sayfalarında gören biri, kendisinin İngiltere’nin en çok konuşulan kadını olduğunun farkına bile varmayabilirdi? Kaybolduğunda geride bıraktığı bir dizi mektubun önemi neydi? Kocasını onun daha önceden de kaybolma olasılığı konusunda açıklamaya iten ve bulunduktan sonra da polis araştırmalarının faturalarını ödemeye yönelten neden neydi?

Her ne kadar bu kaybolma onun ününe ün kattıysa da Agatha’nın daha önceki yaşamına ilişkin hiçbir öykü bu kayboluşun gerisindeki olağanüstü koşulları tam olarak açıklamıyordu. Araştırmamın ilk aşamalarında yazarla ilgili olarak yazılan kitapların hemen hiçbirinde edebi eleştirilerden farklı, bu konuya açıklık getiren pek fazla bir şey olmadığını keşfettim. Tüm yazarlar Agatha’nın kısa dönemli geçici bir sinirsel bunalım geçirdiğine ve bu kayboluşla birlikte adının kötüye çıkmasının onu inzivaya sürüklediğinde birleşiyorlardı. İngiltere’de aktif araştırmaya dayanan yalnızca iki biyografi vardı ve Agatha’nın uzun yaşamını kaleme alan her iki yazar da onun yaşamındaki bu karanlık evreyi izleyen tanık bulmakta zorlandıklarını itiraf ediyorlardı. Gwen Robyns 1978 yılında ailenin izni olmadan yazdığı Agatha biyografisiyle ailenin resmi açıklamalarına adeta meydan okuyor, Janet Morgan ise 1984 yılında ailenin verdiği yetkiye dayanarak kaleme aldığı biyografide bu ünlü kişinin kayboluşuyla ilgili olarak, basını olayın üstüne gereğinden fazla gitmekle suçlayarak konuyu uygun bir şekilde perdeliyordu.

Her iki yaşam öyküsü yazarının da birleştikleri nokta Agatha’nın bulunduktan sonra asla bu olayı konuşmadığıydı. Aslında bu yanlıştı. Agatha sonuçta kayboluşundan bahsetmişti ve suskunluğu bozmasındaki gerekçe de bu konuyu toplum önünde tekrar tekrar konuşmamasının nedenleri kadar öğreticiydi.

Bu kayboluşu sarmalayan gizem perdesi ve olayın mistik çerçevesi bugün bile insanları büyülemektedir. Araştırmanın sonucunda ister istemez, ortaya çıkan da, kayboluşunun ardından yirminci yüzyılın en sevilen polisiye öykü yazarı olmak üzere geri dönen bu gizemli kadını çaresizlik sınırına getiren bu çok özel ıstırabın kaçınılmaz öyküsüdür.

Jared Cade'in kaleme aldığı "Agatha Christie'nin On Bir Kayıp Günü", yazarın hayranları için ilginç detaylar sunuyor."

Kaynak: http://www.altinkitaplar.com.tr/editorden.asp?ID=107

17 Haziran 2008 Salı

Agatha Christie Fan Club


Ünlü paylaşım ve sosyalleşme platformu Facebook'da dünyaca ünlü Agatha Christie ile alakalı birşeylerin olmaması herhalde düşünülemzdi. Evet bu bloga da ismini veren Agatha Christie'ye Fan olma durumu Facebook'ta da yankı bulmuş. Ama bu sefer iletişim dili İngilizce.

Bu grupta ayrıca bir çok Agatha Christie hayranı Türk ile karşılaşmak mümkün. Eğer gerçekten diğer insanlarla da Agatha Christie ve onun muhteşem eserleri hakkında fikir alış verişi yapmak istiyorsanız ya da eserleri ve kahramanları hakkında bir şeyler söylemek istiyorsanız bu gruba dahil olun.

6 Haziran 2008 Cuma

Ölüm Çığlığı - Giriş


Kitabın Orjinal İsmi: Murder At The Vicarage
Yayın Tarihi: 1930


SAKİN KÖYDEKİ CİNAYETLE İLGİSİ OLANLAR :
Len Clement: Köyün rahibi. Bazen bir din adamına yakışmayacak şeyler düşünüyordu.
Griselda Clement: Rahibin genç karısı. Hiç de iyi bir ev kadını değildi.
Dennis Clement: Rahibin yeğeni. Cinayetin eğlenceli bir şey olduğunu düşünüyordu.
Mary: Rahibin hizmetçisi. Ondan daha kötü bir hizmetçi olamazdı.
Lucius Prothero: Aksi bir adam. Dostlarından çok düşmanları vardı.
Ann Prothero: Prothero'nun genç karısı. Kocasını sevmiyordu. Lettice Prothero: Prothero'nun kızı. Daima dalgın dururdu.
Lawrence Redding: Genç ressam. Bir film yıldın kadar yakışıklıydı.
Dr. Stone: Ünlü arkeolog. Onu kazılardan başka bir şey ilgilendirmiyordu.
Gladys Cram : Stone'un sekreteri. Köydekiler onun adamla evlenmek niyetinde olduğunu söylüyorlardı.
Estelie Lestrange : Güzel bir kadın. Herkes onun sırrını çözmeye çalışıyordu.
Dr. Baydock : Köy doktoru. Gizli bir derdi var gibiydi. Hawes : Rahibin yardımcısı. Sinirleri çok bozuktu.
Martha Price Ridley: Yaşlı bir kadın. Telefon konuşmasına sinirlenmişti.
Amanda Hartnell: İhtiyar bir kız. Fakirler kendisinden nefret ediyorlardı.
Caroline Wetherby: Yaşlı bir komşu. Dedikoduya bayılıyordu. Slack : Polis Müfettişi. Rahibin sinirine dokunuyordu.
Albay Melchett: Polis Müdürü. Durumun çok karışık olduğundan emindi.
ve
Miss Marple

MISS MARPLE'ın elinde şu ipuçları vardı:
  • İki telefon konuşması...
  • Bir tabanca...
  • Bir bavul...
  • Bir pusula...
  • İmzasız bir mektup...
  • Bir saat...
  • Bir küpe...
  • Bir portre...
  • Aksırık sesi...
  • Yarıda kalmış bir pusula...
MİSS MARPLE'ın cinayetleri çözebilmek için şu soruları cevaplandırması lâzımdı:
  • Yedi şüpheli şahıs kimdi?
  • Mrs. Price Ridley'e telefonda kim küfretmişti?
  • O aksırık sesi neydi?
  • Koruda kim ateş etmişti?
  • Gladys gece yarısı ormanda ne arıyordu?
  • Yağlı boya tablo neden parçalanmıştı?
  • Lettice sarı beresini nerede unutmuştu?
  • Ann'den nefret eden kimdi?
  • Lawrence'e neden düşmanlık etmeye çalışıyorlardı?
  • Antika gümüşler değiştirilmiş miydi?
Arka Kapak
Albay Protheroe'nun öldürülmesi St. Mary Mead halkını şaşırtmış ama pek de üzmemişti. Albayı öldürmekle katilin dünyaya büyük bir iyilik yaptığını söyleyen köyün papazı, Protheroe'nun genç ve fingirdek karısını da kocasını öldürmekle suçlamıştı. Peki sadakatsiz Bayan Protheroe ve genç ressam sevgilisi bu konuda ne düşünüyorlardı?

Entrikalarla bezeli gerilimi yine kurnaz Jane Marple çözüyor.

Bu romanda okurla Miss Jane Marple ile ilk kez tanışıyor.

5 Haziran 2008 Perşembe

Christie Romanlarındaki Katil...2


Bir önceki yazımızda Christie romanlarında katili bulmanın zorluğundan bahsetmiştik. Buradaysa genel olarak katili bulamama nedenlerinden bahsetmek istiyorum:

  • Herşeyden önce katili tanımlamak ve bulmak için yeterli kanıt olmaması. Veya bir çok kanıt olduğundan hangi kanıtların cinayetle ilgisi olduğuna karar verememek. Hani bir çok Christie romanının baş tarafında 'X'in Elindeki İpuçları' diye bir bölüm vardır ya. İşte bu ipuçları aslında biz okuyucuların da elinde vardır ama işte asıl olan bu ipuçlarını mantıklı bir zeminde ve zaman sırasında düzenlemek. Bu düzenleme işlemi çok zor olduğundan katil bulmak bir hayli güçtür.
  • Birden daha fazla katilin olması. Yani siz bir katil umarken/ararken, birden fazla katille karşılaşabilirsiniz. Hatta öyle romanlar var ki tüm şüpheliler cinayette rol alabilir. Katiller bazen karı-koca, bazen birbiriyle önceden ilişkide bulunmuş insanlar olabiliyor.
  • Christie'nin bizi kandırması. Evet, mesela siz hiç ünlü dedektif Poirot'un cinayet işleyebileceğine ihtimal veriyor musunuz? Ya da gerçek katilin öldürülmüş olması daha doğrusu öldürülmüş rolü yapması. Diğer bir romanda ise cinayeti bire bir anlatan şahsın katil olması. Bütün bunlar ihtimal dışıymış gibi olsa da Christie'nin romanlarında oluyor. Dolayısıyla da katili bulabilmek imkansızlaşıyor.
  • Katillerin çok zeki olması. Bazen gerçek kimliklerini gizleyerek, bazen katili araştırarak (evet katil kendini araştırıyor!), bazen de zekice söz ve davranışlarıyla bizi değişik mecralara sürükleyebiliyor. Örneğin, bir Christie romanında katili bulabilmek için bir katil olamayacaklar listesi hazırlamıştım. Sonradan gördüm ki listenin ilk iki sırasındaki kişiler katilmiş. Yani katiller o kadar zekiydi ki, cinayet o kadar akıllıca kurgulanmıştı ki, gerçek katiller masum listesinin başındaydı.
  • Gerçek katil ile 'bu cinayetin olmasını' isteyenler arasındaki ayrımın çok ince olması. Herhangi bir cinayetten faydalanan o kadar fazla insan oluyor ki tüm bu insanlar birer katil adayı. Hatta o kadar ki katil olmayan birisinin 'tam da hayal ettiği gibi' bir cinayet işleniyor ve bu cinayetin en büyük zanlısı bu şahıs oluyor. Hatta o kadar ki işlemediği cinayetin düşündüğü gibi olması o kişinin de kendisini katil sanmasına neden oluyor. Dolayısıyla biz okur olarak, o kişiye katil etiketini hemen yapıştırıveriyoruz.
  • Psikoloji bilmememiz. Dikkat ederseniz tüm Agatha Christie romanları belirli bir sebepten işlenir. Mesele genellikle para ya da aşktır. Veya maktül katilin bir sırrını biliyordur. Her ne nedenle olursa olsun bu cinayetin mutlaka psikolojik bir yönü vardır. Bu yüzdendir ki dedektifimiz Poirot olayları sadece düşünerek yani küçük gri hücrelerini kullanarak çözümler. Her olayı gözdüğünde mutlaka katilin ve maktülün psikolojik yönünü irdeler.

Christie Romanlarındaki Katil...1


Christie romanlarının en büyük özelliği katili okuyucunun çok zor bulmasıdır.

Aslında katili bulmanız hemen hemen olanaksızdır; sadece tahmin yoluyla birşeyler söyleyebilirsiniz.

Zira bazı ayrıntılar vardır, siz onu farkedersiniz ama cinayetle direkt ilgisi yoktur bunların.

Sadece detektifimiz 'puzzle'daki tüm taşları yerli yerine koyarken bu ayrıntıları da bir yerlere koyar.

Yani okuyucu olarak dikkat ettiğimiz şeyler, aslında Christie tarafından bilinçli şekilde bizim onları farketmemiz için konmuştur.

Biz onları farkederiz ama mutlaka açıklayamadığımız olaylar, ilişkiler veya kanıtlar vardır.

Zaten bir Christie romanındaki her şey açıklansaydı o zaman romanlar cazibesini kaybederdi.

Christie'yi kraliçe yapan ana unsur da sanıyorum romanlarının , insandaki merak duygusunu kamçılayarak, bir solukta okunması.

İşte bu merak duygusunu da katilin kimliğini ustaca gizleyerek başarıyor Christie.

Şahsen, bir Christie kitabını tekrar edeceksem yalnızca son kısmına herşeyin açığa çıktığı kısma bakıyorum. Çünkü o bölüm tüm kitabın özeti şeklinde yazılmış oluyor.

Son olarak, kimse katili bulamıyorum diye üzülmesin, Christie romanlarının tadı katilin ismini ve eylemlerini kitabın sonunda öğrenmekten geçiyor.

Agatha Christie Romanlarındaki Katil-2

Agatha Christie Romanlarındaki Katil-3




Nil'de Ölüm - Giriş


Kitabın Orjinal İsmi: Death On the Nile
Yayın Tarihi: 1937

Nil'deki Yolculuğa Katılanlar

Linnet Ridgeway: Genç bir kız. Çok güzel ve pek zengindi.
De Bellfort:
Linnet'in arkadaşı. Ona güveniyordu.
Simon Doyle:
Bellfort'un nişanlısı. Yakışıklı bir gençti.
Tim Allerton:
Genç yazar. Hayatından hoşnut değildi.
Mrs. Allerton:
Tim'in annesi. Hoş bir bayandı.
Cornelia Robson:
Fakir ama mutlu bir kız.
Van Schuyler:
Cornelia'nın akrabası. Fazla kurumluydu.
Miss Bowers:
Hemşire. Görevi Van Schuyler'e bakmaktı.
Andrew Pennigton:
Linnet'in vasisi. Kurnaz bir adamdı.
Jim Fanthrop: Genç bir avukat. Aklı başında bir insandı.
Terguson: Esrarlı bir yolcu. Çok küstahtı.
Salome Ottorbourne: Yazar kendisini çok akıllı sanıyordu.
Rosalie Ottorbourne:
Salome'in kızı. Aksi ve somurtkandı.
Lousie Bourget:
Linnet'in oda hizmetçisi. Bazı şeyler biliyordu.
Albay Race:
İngiliz gizli istihbarat servisindendi.
ve
Hercule Poirot

Poirot'un Elinde Şu İpuçları Vardı
  • İki şişe tırnak cilası...
  • Bir şal...
  • Bir şişe şarap...
  • Lekeli bir mendil...
  • İnci gerdanlık...
  • Cinayet yerinde bırakılan bir tabanca...
  • Bir su sesi...
  • Bir kaya...
  • Assuan'da bir bahçe...
  • Bir iddia...
Poirot'un Cevaplaması Gereken Sorular
  • Mrs. Ottorbourne kimi görmüştü ?
  • Rosalie'nin derdi neydi ?
  • Tim niçin öfkeliydi ?
  • Terguson aslında kimdi ?
  • Race'in aradığı ajan yolculardan hangisiydi ?
  • Hizmetçi bir şey biliyor muydu ?
  • Van Schuyler'in rahatsızlığı neydi ?
  • Kayayı yukarıdan biri mi yuvarlamıştı ?
  • Miss Ottorbourne gerçekten kimseyi görmemiş miydi?
  • Tabanca nasıl kaybolmuştu ?
Arka Kapak
Linnet Doyle genç, güzel ve zengin bir kadındır. Dünyada her şeye sahiptir... Hatta en yakın arkadaşının sevdiği adama bile. Linnet ve yeni kocası Nil Nehri’nde bir tekne gezisinde ünlü dedektif Hercule Poirot ile tanışırlar. Huzur dolu keyifli bir gezi olmasına rağen Poirot’nun isim veremediği, yolunda gitmeyen bir şeyler olduğuna dair içinde bir sıkıntı vardır.

29 Mayıs 2008 Perşembe

Miss Marple'in Tüm Hikayeleri


Agatha Christie'nin sevdiği bir karakteri olan Miss Marple'in rol aldığı tüm hikayeleri aşağıda İngilizce olarak listelenmiştir. Parantez içindeki rakamlar eserlerin basım tarihini göstermektedir.

The Murder at the Vicarage (1930)

28 Mayıs 2008 Çarşamba

Poirot'un Tüm Hikayeleri


Poirot'un başrol aldığı tüm hikayeler aşağıda listelenmiştir(İngilizce olarak). Parantez içindeki rakamlar ilk basım tarihlerini göstermektedir.

The Mysterious Affair at Styles (1920)

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Ölüm Oyunu - Giriş


Kitabın Orjinal İsmi: Evil Under the Sun
Yayın Tarihi: 1941

Korsan Roger Otelindekiler
Carrie Gardener: Amerikalı geveze bir kadın.
Odell Gardener: Karısının her sözünü onaylayan kocası.
Emily Brewster: Sert görünüşlü, sportmen yapılı bir ihtiyar kız.
Rosamound Darnley: Ünlü bir moda evinin güzel sahibi.
Binbaşı Barry:
Hindistan ordusundan emekli bir ihtiyar.
Rahip Stephen Lane:
Kötülüğün canlı bir şey olduğuna inanan, bağnaz din adamı.
Christine Redfern:
Genç, güzel ve sakin bir kadın.
Patrick Redfern:
Christine'nin yakışıklı ve sevimli kocası.
Arlena Stuart Marshall:
Kızıl saçlı, güzel vücutlu, erkekleri baştan çıkaran bir kadın.
Kenneth Marshall: Arlena'nın fazla gururlu ve sessiz kocası.
Linda Marshall:
Kenneth'in ilk karısından kızı.
Horace Blatt:
Sonradan görme, bayağı bir adam.
Bayan Castle: Otelin aşırı kibar tavırlı ev sahibesi.
Gladys Narracott: Son derece zeki bir oda hizmetçisi.
Albay Weston:
O bölgenin polis müdürü.
Colgate:
Zeki ve çalışkan bir müfettiş.
Dr. Neasdon:
Adli tabip. İhtiyalı bir adam.
ve
Hercule Poirot

Poirot'un Elindeki İpuçları
  • Bir koku...
  • Bir makas...
  • Kırık bir pipo...
  • Pencereden atılan bir şişe...
  • Yeşil bir takvim...
  • Bir paket mum...
  • Bir ayna ve bir masa...
  • Mor bir yün yumağı...
  • Bir kol saati...
  • Boşalan bir banyo...
Poirot'un Cevaplaması Gereken Sorular
  • Adadaki olayın eski iki cinayetle ne ilgisi vardı?
  • Rasomund yalan mı söylemişti?
  • Arlena'ya şantaj mı yapıyorlardı?
  • Bu cinayet kimin işiydi? Kıskanç bir aşığın mı?
  • Peri mağarasının esrarı neydi?
  • Arlena koya kimi görmeye gitmişti?
  • Linda'nın amacı neydi?
  • Seksen beş bin sterlin nereye gitmişti?
  • Marshall karısının içyüzünü biliyor muydu?
  • Bay Blatt neden endişeliydi?
Arka Kapak

Hercule Poirot uzun süredir beklediği tatili yapmak için Devon sahillerindeki Kaçakçılar Adası’nda bulunmaktadır. Her şey yolunda giderken ünlü bir aktris olan Arlena Stuart denizde boğulmuş olarak bulunur. Cinayet soruşturması başlatılınca aktrisle aynı otelde kalan tüm konukların bir şekilde Arlena ile bağlantılı olduğu ortaya çıkar. Ama asıl cevap bulması gereken soru şudur: Ailesi dahil bu konuklardan hangisi Arlena’yı öldürecek kadar ondan nefret etmektedir?

Üç Perdelik Cinayet - Giriş


Kitabın Orjinal İsmi: Three Act Tragedy
Yayın Tarihi: 1935

Üç Perdelik Cinayette Rol Alanlar

Bay Satterthwaite: Yaşlı bir adam. İnsnları incelemekten hoşlanıyor.
Sir Charles Cartwright: Ünlü aktör. Rol yapmaya meraklı.
Sir Bartholomew Strange: Meşhur doktor, Sir Charles'in çocukluk arkadaşı.
Violet Milray: Sir Charles'in sekreteri. Çirkin bir kadın.
Hermione Lytton-Gore: Hoş bir kız. Herkes onu Egg diye çağırıyor.
Lady Mary Lytton-Gore: Egg'in annesi. Pek nazik bir hanım.
Angela Sutcliffe:
İlgi çekici bir kadın. Tiyatro oyuncusu.
Cynthia Dacres:
Tanınmış terzi. Şılığıyla göz kamaştırıyordu.
Freddie Dacres:
Cynthia'nın kocası. At yarışlarına düşkün.
Muriel Wills:
Silik bir tip.
Leonard Babbington:
Yaşlı rahip. Uysal bir ihtiyar.
Margaret Babbington: Rahibin karısı. Kocasına çok düşkündü.
Oliver Manders:
Yakışıklı genç. Çok ukala.
ve
Hercule Poirot

Poirot'un Elindeki İpuçları
  • Mektup taslakları...
  • Bir telgraf...
  • Bir kadeh..
  • Porto şarabı...
  • Mürekkep lekesi...
  • Gazetede çıkan bir yazı...
  • Bir toplantı
  • Eski bir defter...
  • Bir kutu çikolata...
Poirot'un Cevaplaması Gereken Sorular
  • Uşak Ellis ne olmuştu?
  • M. kimdi?
  • Telgrafı kim çekmişti?
  • Hastanedeki kadın ne biliyordu?
  • Sir Bartholomew'un yapacağı sürpriz neydi?
  • Sır, rahibin geçmişiyle mi ilgiliydi?
  • Zehir kurbanlara nasıl verilmişti?
  • Miss Wills ne biliyordu?
  • Yazar nereye kaybolmuştu?
  • Oliver'in geçirdiği kazanın iç yüzü neydi?
Arka Kapak
Ünlü bir tiyatro oyuncusunun evindeki akşam yemeğine on üç konuk davetlidir. Ne var ki konuklar arasında bulunan yumuşak huylu rahip Stephen Babbington şanssız bir gecesindedir. Adamcağızın yudum yudum içtiği içki boğazına kaçar ve çırpınarak ölür.

Rahibin içki kadehi kimyasal analiz için adli tıbba yollanınca, Poirot’un tahmin ettiği sonuç ortaya çıkar: Kadehte zehir izine rastlanmamıştır.

Şimdi oldukça karmaşık bir durum ortaya çıkmıştır, çünkü cinayet işlemek için geçerli bir neden de yoktur.

Poirot ve Marple Karakterleri


Agatha Christie'nin 1920'de basılan ilk romanı olan "Styles'daki Esrarengiz Olay" bizleri daha sonra 33 roman ve 54 kısa öyküde boy gösterecek olan dedektif karakteri olan Hercule Poirot'u tanıştırdı.

Diğer bilinen karakteri Miss Marple ise 1930'da basılan "Ölüm Çığlığı" ile bizlerle buluştu ve bu karakter Agatha'nın ninesine dayanıyordu.

2. Dünya Savaşı sırasında Christie, Poirot ve Marple'ın son davaları olmasını tasarladığı iki roman yazdı. Bunlar Poirot için "Ve Perde İndi." ve Marple için "Uyuyan Ölüm"dü. İki roman da bir bankanın kasasında mühürlenmiş olarak otuz senenin üzerinde durdu, ve yaşamının sonlarına doğru Agatha tarafından basılması için serbest bırakıldı ki Christie daha fazla roman yazamayacağını anlamıştı. Bu romanların basımı hemen 1974 yapımı "Doğu Ekspresi'nde Cinayet" filminin başarısı üzerine geldi.

Arthur Conan Doyle ve Sherlock Holmes gibi, Christie de dedektifi Poirot'tan usanmıştı. Aslında , 1930ların sonlarına doğru, Christie günlüğüne Poirot'u 'katlanılmaz' bulduğunu itiraf etmişti ayrıca 1960'larda Christie Poirot'u 'ben merkezli gıcık' olarak tanımladı. Fakat, Conan'ın aksine, Christie dedektifini hala popüler iken öldürmekte ısrar etti. O, kendisini görevi toplumun sevdiği şeyleri üreten bir gösterici olarak gördü ve toplumun sevdiği şey Poirottu.

Agatha, Poirot'un aksine Miss Marple'a düşkündü. Fakat ilginçtir ki Belçikalı dedektifin romanları Miss Marple'ın iki katından daha fazladır. Bu büyük ihtimalle Christie'nin kariyerinin ilk yıllarında bolca Poirot romanları yazmasına bağlıdır. Öte yandan Marple'in "Ölüm Çığlığı" 1940lara kadar tek Marple romanıdır.

Christie'nin Poirot ve Marple'in beraber olduğu bir romanı yok.

"Ve Perde İndi"nin yayınlanmasından sonra, Poirot The Newyork Times da ölüm ilanı çıkan tek hayali kahramandı.

"Ve Perde İndi"nin harika başarısı üzerine Christie "Uyuyan Ölüm"ün yayınlanmasına izin verdi lakin 1976'da daha kitap basılmadan vefat etti. Bu belki de Marple serileri arasındaki uyumsuzlukları açıklar. Belki de bu Agatha Christie'nin vefat etmeden önce müsveddelerini gözden geçirme imkanı bulamamasıyla ilgilidir. Marple Poirottan daha şanslıydı, Uyuyan Ölüm'deki esrarı çözerek evine döndü.

Hercule Poirot Kimdir?
Miss Marple Kimdir?


Kaynak:http://en.wikipedia.org/wiki/Agatha_Christie

23 Mayıs 2008 Cuma

Agatha Christe Hakkında Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları 2

Soru:Hikayelerindeki nereler gerçek yerlerdir?
Cevap:
St Mary Mead gibi hayali yerler onun bildiği bir çok yerin alaşımıydı. Churston, Torquay, Egypt gibi yerlerse gerçek yerlerdir.


Soru: Agatha'nın etkilendiği isimler kimlerdi?
Cevap:
Otobiyografisinde Agatha bir çok isim sayar.Arthur Conan Doyle, Graham Green, Charles Dickens ve Alexander Dumas'ın yapıtlarıyla ilgilenmiştir.

Soru:
Mary Westmacott kimdir?
Cevap: Agatha Christie romantik eserlerini Mary Westmacott adı altında yazdı.


Soru: "Fare Kapanı" oyunu nerede gösteriliyor?
Cevap: Fare Kapanı hala Londra'da
St Martin’s Tiyatrosu'nda gösteriliyor. O dünyada en fazla gösterilen oyun olma özelliğine sahip.

Soru: "On Küçük Zenci"nin geçtiği ada gerçekte nerede?
Cevap:
Burgh Adası Güney Devon'un kıyısında.

Soru: Doğu Ekspresiyle hala seyahat edebilir miyim?
Cevap:
Doğu Ekspresi hala, Agatha Christie'nin tecrübe ettiği lüksle, Avrupa'ya yolcu taşımaktadır.

Soru: Agatha Christie'nin müzesi veya merkezi var mı?
Cevap:
Torquay Müzesi, Torquay'da Christie'ye adanmış özel bir galerisi var.


Soru: Agatha Christie'ninkitaplarının ilk baskılarını nerede bulabilirim?
Cevap:
Birçok online güzel kaynaklar var. http://www.abebooks.co.uk bu konuda güzel bir başlangıç noktası.

Agatha Christe Hakkında Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları 1

Agatha Christie'nin resmi web sitesinde bir soru-cevap kısmı var. Ben de cevapları merak eden Türk Christie okurları olduğunu bildiğim için o soruları, Christie ve resmi sitesi hakkındaki sıkça sorulanları burada yayınlıyorum:

Soru
: Agatha Christie'nin kitaplarının yayın hakkı kime ait?
Cevap:
Agatha Christie Ltd, Chorion plc, 4th Floor, Aldwych House, 81 Aldwych, London WC2B 4HN.

Soru: Ne kadar Agatha Christie romanı satılmış durumda?
Cevap:
2 milyarın üzerinde (ve bu sadece kayıtlı sayı)

Soru: En çok satan kitabı hangisi?
Cevap:
On Küçük Zenci dünyada en çok satan kitaplardan. Bu kitabı onun bir baş yapıtı olarak kabul edilmektedir.

Soru:Eğer hiç Christie okumamışsam hangi kitabıyla başlayayım?
Cevap:
Yazdığı ilk kitap olan "Styles’daki Esrarengiz Olay"ı tavsiye ediyoruz ya da Miss Marple'in ilk kitabı olan "Ölüm Çığlığı"nı deneyin.

Soru:Onun favori bir kitabı var mıydı?
Cevap:
Otobiyografisinde "Çarpık Evdeki Cesetler"i ve "Şahidin Gözleri"ni favori kitapları olarak söylemiştir. Ayrıca "On Küçük Zenci" için yarattığım en güzel sanat eseri demiştir.

Soru:Favori bir karakteri var mıydı?
Cevap:
Christie Mr. Harley Quinn'i favori karakterlerinden biri olarak göstermiştir.

Soru: Kitaplarının filme uyarlanması hakkında Christie ne düşündü?
Cevap:
Max Mallowan'ın belirttiğine göre Agatha Christie filme adaptasyonlardan çok hoşlanmasa da 1974 Sydney Lumet yapımı "Doğu Expresinde Cinayet"i takdir etti. Maalesef, onun karakterlerini dünyaya tanıtan harika televizyon
dizilerini asla göremedi.


Soru:Hikayelerinin planı gerçek olay ve kişilere mi dayanıyordu?
Cevap:
Christie'nin karakterleri onun günlük gözlemlerine dayanıyordu ve her gün yaşanan olaylardan çıkarılmaktaydı.

Mathew Prichard'ın Önsözü


Bildiğiniz gibi Mathew Prichard Agatha Christie'nin yaşayan tek varisi, kızının oğlu. Aynı zamanda Agatha Christie Limited'in başkanı. Agatha Christie'nin resmi websitesi olan http://www.agathachristie.com da bir önsöz yayınlamış. Şimdi onun Türkçe çevirisini yayınlamak istiyorum:

"Sizi Agatha Christie'nin yeni websitesi ile tanıştırmaktan mutluluk duyuyorum.

Agatha Christie, tahminlere göre 2 milyar kitap satışıyla hala tarihteki en ünlü romancı olarak kalmaya devam etmektedir. Kitaplarının tekrar tekrar basılması, Poirot ve Marple'in TV'ye uyarlanmaları onun hikayelerindeki sihrin günümüz modern dünyasına ulaştığını ve onun 'Polisiye'nin Kraliçesi' olduğunu tartışmasız olarak göstermektedir.

Bu sitede onun hayatı ve gelecek kuşaklara bıraktığı mirası öğrenmenin yanında yeni ürün satışlarını, ulusal etkinlikleri ve kitapların hazırlanış tarihlerini takip edebilirsiniz.

Ayrıca, umut ediyorum ki 'Extralar' bölümüne kayıt olarak çok eğleneceksiniz. Burada bilgisayarınıza ekran koruyucular indirebilir,arkadaşlarınıza favori kitaplardan oluşan istek listeleri gönderebilir ve Agatha Christie hakkındaki hararetli tartışmalara katılabilirsiniz.Ya da sadece okumak istediğiniz bir kitaba göz atabilir veya daha önce duymadığınız bir başlıkla karşılaşabilirsiniz.

Umarım bu siteyi düzenli olarak ziyaret eder ve dünya çapındaki Christie topluluğuna katılırsınız. Aynı zamanda sizin yorumlarınızı ve görüşlerinizi de bu sitede bekliyoruz. 'Söylemek istedikleriniz' kısmına girip, diğer fanlarla görüş alış verişinde bulunun.
"

Mathew Prichard,

Agatha Christie's only grandchild, (A.Christie'nin tek torunu)
is the Chairman of Agatha Christie Ltd. (Agatha Christie Ltd.'nin Başkanı)

19 Mayıs 2008 Pazartesi

Agathacılaştırma Süreci

Başlık biraz komik görünebilir. Ancak kendi adıma, Christie okumaya başladığımdan beri özellikle yakın çevreme ve arkadaşlarıma şiddetle kendisini okumalarını tavsiye ediyorum.

Arkadaşlarıma aldığım doğum günü hediyelerinin Agatha Christie romanları olması, her yolculukta yanımda bir tane cinayet romanı olması ve tabi ki bu blog başka neyle açıklanabilir ki?

Peki ama insanları Agathacılaştırmak niçin önemli ?

  1. Öncelikle tartışacak ve konuşacak ortak noktam olmayan insanlarla bu yolla diyalog kurabiliyorum. Örneğin tarihten,spordan veya siyasetten hoşlanmayan birisiyle bir Christie romanını konuşmak pek de zor olmuyor. Geçen günkü piknikte arkadaşımın "10 küçük Zenci"yi okuduyup bitirdiğinin gördüm. Tabi hemen kendisiyle bu kitap hakkında uzun bir muhabbet faslı açtım. Arkadaşım şaşırarak "Sen çok iyi hatırlıyorsun. Ne zaman okumuştun?" deyince "3.5 sene önce"dedim. Tabi bu sefer daha da şaşırdı. Ama ben ona bu kitabın beni çok etkilediğinin ve Agathacılaşma sürecimi tetiklediğini söyledim.
  2. İkincisi Agatha Christie kitapları yoluyla insanlara kitap okumayı sevdirmek. Aslında bu blogun da o vazifeyi görmesini diliyorum.
  3. Sonuncu ve en önemlisi ise insanların bu muhteşem kitaplardan mahrum kalmalarına gönlüm el vermiyor. Yani vizyon insanı olmak için, 'dünyada kitapları en fazla tercüme edilen yazar'ın okunması gereklidir diye düşünüyorum.

Son bir soru:
Agathacılaştıramadıklarımızdan mıydınız?

Öyleyse buyrun.



18 Mayıs 2008 Pazar

En Fazla Okuduğum Yazar...

Yer: Billkent Üniversitesi
Ders: Türkçe 101

Dönemin ilk dersine girmiştik. Ali isminde top sakallı, gözlükleri kalın çerçeveli, entel mi entel bir hoca dersimize girmişti. Tabi ilk ders olunca tanışalım dedik. Sırayla soruyor, ismin ne, nerelisin, kimi okursun vs. diye.

Sıra bana geldi. Önce ismimi söyledim. Sonra hocamız "Nerelisin?" diye sordu. "Konya" dedim. Daha sonra bana Konya'nın isminin nereden geldiğini sordu. Ben de kısaca anlattım. Kendisi ise bir şehir efsanesi haline gelen iki derviş hikayesini bildiğini söyledi.

Neyse, daha sonra "En son okuduğun kitap neydi?" diye sordu. Aslında bu tür sorulara pek hazır cevap olmasam da yazın sonuna doğru art arda devirdiğim iki Christie romanı işe yaramıştı. Biraz da çekinerek "Evil Under the Sun" yani "Ölüm Oyunu" dedim. Daha sonra da en sevdiğim en çok okuduğum yazar olarak Agatha'yı söyledim.

Hoca'nın verdiği cevap biraz tuhafıma gitti. Hocamız Agatha'nın kendi zamanında okunduğunu söyledi. Şaşırarak "Hala okunuyor mu?" dedi. Ben de "Hocam tümünü bitirene kadar niyetlendim" dedim.

Aslında orada Christie'nin romanları imdadıma yetişmişti. Sadece bana değil, yanımdaki arkadaş da 'Ha, ben de Agatha'yı çok severim' diyerek hocanın ısrarcı sorularından kaçış imkanı buldu. Yani ona da ilham kaynağı olmuştu.

Agatha'nın Esrarengiz Kayboluşu

Cinayet romanlarının rakipsiz yazarı Agatha Christie'nin, kendisine ün getiren asıl patlamayı bir kitabıyla değil, 1926 yılının 3 Aralık günü esrarengiz şekilde ortadan kaybolarak yaptığını biliyor muydunuz?

İngiltere İçişleri Bakanlığı'nın tozlu rafları arasında bir süre önce bulunan belgeler, bazılarına göre unutulmuş bir öyküyü yeniden gündeme getirdi. Öykü, Berkshire'da yaşayan Agatha Christie adlı, fazla ünü bulunmayan genç bir yazarın otomobilinin Guilford'da terkedilmiş şekilde bulunmasıyla başlıyor. Kapıları açık, kaza geçirmiş gibi yolun ortasında duran otomobil tamamen boştu. Bir görgü tanığı, otomobilden çıkan kadını sağ gördüğünü söylüyordu, ancak kadın bulunamıyordu. Kayıtlar araştırıldı, otomobil Christie'ye aitti. Dedektifler, her türlü olasılığı göz önünde bulundurarak, bölgede geniş çaplı bir araştırma başlattılar. Ancak araştırma sonuçsuz kaldı.

Olay, esrarı yüzünden pek çok İngiliz'in ilgisini çekerken, hükümet de konuyla ilgilenmeye başladı. İngiltere'nin en ünlü dedektifleri bölgeye akın ettiler. Olaya, ünlü dedektif tiplemesi Sherlock Holmes'un yazarı Conen Doyle'un bile karıştığı rivayet ediliyor; hatta inanılıyor ki, esrarın çözümü de onun elinden olmuş...

ÇARLİSTON MERAKI

Guilford yakınlarındaki bir otelde caz yapan bir müzik topluluğu, bütün bölgeye dağıtılan fotoğraflarından, her akşam çaldıkları lokalde çarliston yapan genç kadını tanıdılar. Polise başvuran cazcılar, 11 gün boyunca bulunamayan Agatha'nın yerini bildirdiler. Polis otele geldiğinde, kayıtlarda 'Christie' soyadına rastlamadı. Ancak 'Neele' soyadlı genç kadın tariflere uyuyordu. Sorgulama yapıldı, Agatha, kimliğini hemen açıklamak yerine, dolambaçlı bir yol seçti. Afrika'dan gelmiş bir turist olduğunu iddia ediyordu. Daha sonra hafızasını yitirdiği yalanına başvurdu.

Agatha Christie'nin soyadını kullandığı ve kendisiyle aynı yaşta olan Nancy Neele adlı kadın ise, Christie'nin kocasının, kendisinin kaybolduğu hafta sonunda buluşmaya hazırlandığı metresinden başkası değildi. Agatha, bütün dikkatleri üzerine çekip, kocası ile metresinin hafta sonu planlarını mahvetmekle kalmamış, onların yasak ilişkilerini hem kamuoyunun, hem de polisin dikkatine de sunmuştu.

Boşanmayla sona eren bu macera Agatha'yı ünlü yaparken, kocası Albay Archie Christie'yi, bütün soruşturma masraflarını devlete ödemek gibi bir yasal yükümlülükle karşı karşıya bıraktı.

Agatha Christie'nin 11 Kayıp Günü

Kaynak:http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=-60759

Agatha Christie ve Türkiye

Dünyaca ünlü bir yazar olan Agatha Christie'nin Türkiye'ye geldiğini ve İstanbul'da on gün kadar kaldığını biliyor muydunuz?

Bu süre zarfında Taksim'deki Hotel Pera Palasta kalan yazar, burada daha sonra sinemaya da uyarlanan en önemli eserlerinden Doğu Ekspresinde Cinayet'i yazmıştır.

Aslında ona bu romanı yazma fikrini Pera Palas Hotel'in verdiği söylenebilir. Zira bu otelin 1892'deki kuruluş amacı Doğu Ekspresi yolcularına hizmet sunmaktı.

Günümüzde Pera Palas Hotel hala Christie'nin kaldığı 411 numaralı odayı onun hatırasına muhafaza etmektedir.

İşte Christie'nin İstanbul'da Kaldığı ve Ünlü Romanı'nı Yazdığı Oda:



Agatha Christie Kimdir?



Agatha Mary Clarissa, Lady Mallowan (15 September 1890 – 12 January 1976) veya genellikle bilinen ismiyle Agatha Christie, pek çok cinayet romanına, kısa öyküye ve oyuna imza atmış olan İngiliz yazardır. Aynı zamanda Mary Westmacott ismiyle aşk romanları yazmış olsa da, onu asıl olarak unutulmayan yapan şey 80 dedektif romanı ve Avrupa tiyatrolarındaki başarılı oyunlarıdır. Agatha'nın eserleri, özellikle Hercule Poirot ve Miss Marple'in başrol oynadıkları, ona 'Queen of Crime' yani 'Cinayet'in Kraliçesi' ya da 'Polisiye'nin Kraliçesi' ünvanını kazandırmıştır ve aynı zamanda onu bu türde en önemli ve yenilikçi yazarlardan biri kılmıştır.

Christie
'nin William Shakespeare ile birlikte gelmiş geçmiş en çok satan yazarlardan birisi olduğu söylenmiştir. Sadece İncil'in onun kitabından daha çok sattığı biliniyor. UNESCO'nun belirttiğine göre Christie hali hazırda eserleri diğer dillere en fazla çevrilmiş yazardır.

Yazdığı bir piyes olan Fare Kapanı, 25 Kasım 1952'den günümüze 20.000'nin üzerinde performansla dünyada en fazla gösterilen oyun olma özelliğini elinde tutmaktadır. 1955'de Christie American Polisiye Yazarları derneğinden En Büyük Uzman Ödülü'nün aldı. Aynı sene, yazdığı bir roman en iyi oyun ödülüne layık görüldü. Christie'nin bir çok romanı ve kısa öyküsü filme çevrildi, (Doğu Expresinde Cinayet, Nil'de Ölüm, 4.50 Treni gibi) ve birçoğu televizyona, radyoya hatta video oyunlarına uyarlandı.

1998'de Agatha Christie'nin eserlerinin telif hakları Chorion isimli şirkete geçmiştir.

Agatha Christie'nin Biyografisi

Kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Agatha_Christie