Üç sarışın, dedektif olmak üzere polis teşkilatına müracaat etmişler. Sözlü
sınavda, Komiser Kázım birinci kıza dosyadan çıkarttığı bir resmi göstermiş
ve; - Söyle kızım, bu bir suçlunun resmi, bu adamın ne özelliği var?
Bunu ileride nasıl tanırsın.
- çok kolay adam tek gözlü. Komiser Kázım resme bakmış ve;
- Kızım bu resim profilden, yani yandan çekilmiş, tabii tek göz göreceksin. Aynı resmi ikinci kıza gösterip sormuş ve; 'Bana bak' diye ilave etmiş, 'Doğru dürüst bir cevap ver.' İkinci kız;
- Bu adamı tanımak çok kolay çünkü adamın tek kulağı var. Komiser Kázım 'kızım' diye bağırmış.
- Bu resim profilden dedik ya adamın suratının öbür yanını göremiyoruz.
Onun için kaç gözü, kaç kulağı olduğunu bilemeyiz. Kázım üçüncü kıza;
- Kızım lütfen akıllı bir cevap vermeye çalış, beni çıldırtma, bu adamın bariz
özelliği nedir, bu adamı ileride nasıl tanırsın diye sormuş. Kız;
- Bu adam lens takıyor diye cevap vermiş. Komiser Kázım şaşkın şaşkın resme bakmış, ama adamın lens takıp takmadığını bir türlü anlayamamış. Merak etmiş, adamın dosyasını açıp okumuş, dosyadaki bilgiye göre hakikaten adam lens takıyormuş. Komiser Kázım üçüncü kıza hayranlık içinde; - Aferin be kızım doğru bilmişsin, şimdi söyle bakalım, bu adamın lens taktığını resimden nasıl anlayabildin? Kız;
- çok kolay, tek gözlü, tek kulaklı bir adamın gözlük takacak hali yok ya...
19 Temmuz 2008 Cumartesi
Dedektif Fıkrası
12 Temmuz 2008 Cumartesi
Poirot'un Fiziksel Özellikleri

Arkadaşı Arthur Hastings arkadaşı Poirot'u şöyle tanımlıyordu:
"Boyu 1.60'dan birazca fazlaydı; ama kendini büyük bir asaletle taşıyordu. Kafası tam anlamıyla yumurta biçimindeydi; ve onu her zaman bir tarafa yatırıyordu. Bıyıkları çok sert ve askeriydi.
Yüzündeki herşey kapalı olsa da, bıyığının uçları ve kırmızı burnu görünebiliyordu.
Elbisesinin düzeni inanılmazdı. İnanıyorum ki bir toz zerresi onu bir kurşundan daha fazla yaralar.
Fakat bu ilginç, giyimine dikkat eden adam, hafifçe topallıyordu; zamanın en fazla takdir edilen Belçikalısıydı."
Aslında Poirot'un topallamasından ilerideki kitaplarda bahsedilmedi.
Poirot'un saçları siyahtı; ve yeşil gözleri parlak bir fikre ulaştığında "bir kedininki gibi" diye tanımlandı.
Genellikle ayakkabılarından rugan siyah sivri uçlu diye bahsedilir.
Poirot'un denize alerjisi vardı.(Nil'de Ölüm)
Poirot çok dakikti.
Kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Hercule_Poirot
Dedektiflerin en gözdesi, Holmes.
Geçen hafta Columbia Pictures İngiliz aktör Sacha Baron Cohen’in yeni komedi filminde tüm zamanların en meşhur dedektifi Sherlock Holmes’ü canlandıracağı açıklanmıştı. Henüz ismi belirlenmeyen komedi filminde Cohen, Sherlock Holmes’ü, Will Ferrell ise yardımcısı Watson’ı canlandıracak. Senaryosunu Etan Cohen’ın kaleme aldığı filmin yapımcılığını Judd Apatow ile Jimmy Miller üstlenecek.
İkinci proje ise Guy Ritchie’nin. Yönetmen projesinde Holmes’ü canlandırması için ünlü aktör Robert Downey Jr.’a teklif götürdü.
Sinema sektörü yayın organı Hollywood Reporter’ın haberine göre sinema dünyasında bu yazın gözde ismi Sherlock Holmes oldu.
Holmes ile ilgili ikinci proje Madonna’nın İngiliz yönetmen eşi Guy Ritchie’nin imzasını taşıyor. Filmde, son olarak Demir Adam-Iron Man adlı yapımda izleyiciyle buluşan Robert Downey JR’ın Sherlock Holmes’ü canlandırması düşünülüyor.
The Warner Bros.’a ait olan filmin çekimlerine sonbaharda başlanması planlanıyor. Yapımcılığını da Robert Downey Jr.’ın eşi Susan Downey’nin üstleneceği film, 2010 yılında seyirciyle buluşacak.
Sir Arthur Conan Doyle tarafından yaratılan Sherlock Holmes’ün ilk öyküsü, 1887 yılında ‘’Kızıl Soruşturma’’ adıyla yayımlandı.
Dedektif kahramanlar içinde en çok tanınanı olan Sherlock Holmes, olayları gözlem yoluyla ve sorduğu soruların cevaplarını birleştirerek çözmesiyle tanındı. Ortağı Watson ile birlikte her türlü ipucunu değerlendiren Holmes, sigara izmaritlerinden el yazılarına, ayak izlerinden yiyeceklere kadar her türlü delili mercek altına almasıyla ünlü oldu.
Ortağı Watson ile zaman zaman tatlı atışmalarıyla da ünlenen Sherlock Holmes, kendi dönemi için garip zevkleri bulunan bohem bir karakterdi.
Usta bir eskrimci olan, çok iyi keman çalan Holmes, kendiyle övünmeyi de kimi zaman uç noktalara vardırdı. Scotland Yard dedektifleri tarafından bilgisine ve olayları çözmedeki yeteneğine sık sık başvurulan Holmes’ün sonraki yıllardaki maceralarında kendinden daha zeki ve yetenekli olan ağabeyi de yer aldı.
Kaynak:http://www.taraf.com.tr/haber.asp?id=12325
10 Temmuz 2008 Perşembe
How I met with Agatha Christie's Books?
I think, I was attending the second year of high school. A friend of mine, who was sitting next to me, was reading a novel. I just asked:
- What is its name?
He replied:
-"Ten Little Niggers" coldly. I thought he was impressed by the book.
-"Who is the author?" I asked.
- Agatha Christie.
-Yeah, this man, I said unknowingly.
He said :
-She is not male, but female .
At the same time, he showed me the back side of book. I just scared when I saw Christie's old and horrible face.
Then, my friend asked me for finding the murderer in the book. I guessed from the information that are given at the very early pages. Yet I was wrong.
Then, my curiosity about the killer drove me reading Ten Little Nigger. Obviously, as a masterpiece of Agatha, the book has made a very great effect on me, it was the nicest detective book, I ever read. And now Agatha became my favourite author.
04 Temmuz 2008 Cuma
Sherlock Holmes

Sherlock Holmes, Sir Arthur Conan Doyle tarafından oluşturulan hayali dedektif kahraman, polisiye edebiyatının önemli ilk figürlerinden biridir. Gazetelerde tefrika edilmiş, ve polisiyenin halk arasında popülerleşmesine vesile olmuştur.
Sherlock Holmes serüvenlerinin Türkiye'de ve dünyada birçok taklidi yazılmıştır. 50'li ve 60'lı yıllarda Türkiye'de onun adına Conan Doyle tarafından yazılmamış öyküler dahi yayımlanmıştır.
İlk hikaye olan Kızıl Soruşturma 1887 yılında gazetede tefrika edilmeye başlanmıştır. Sherlock Holmes, dedektif kahramanlar içerisinde belki de en meşhur olanıdır. Olayları gözlem yoluyla çözmesi ile ünlüdür. Tümdengelim yöntemini çok iyi kullanmaktadır, soruduğu soruların cevaplarınının birbiriyle tutarlı bir bütün oluşturmasına dikkat eder, yani yöntemindeki fark, ipuçlarını biraraya getirip bir çözüm bulmak yerine, elindeki ipuçlarından anlamlı bir bütüne ulaşmaya çalışmaktır; bunu yanı sıra kendi kendine yaptığı laboratuar araştırmaları sonucunda elde ettiği bilgileri tekil olaylara uygular ve sigara izmaritlerinden, el yazılarından, ayak izlerinden, ve her türlü bilgi kırıntısından sonuca ulaşır. Ancak Holmes, işiyle ilgili olmayan hiçbir konuya ilgi duymaz, işine yarar diye sosyete haberlerini takip eder ama Dr. Watson'ın Holmes'ün politika bilgisine verdiği not on üzerinden sıfırdır. Hatta bu konuda abartıya kaçıp, "dünyanın güneş etrafında döndüğünü bilmek işime yaramıyorsa, neden bu bilgiyi kafamda tutayım ki" dahi diyebilmiştir. Dönemin pozitivizmi, kendisi bir doktor olan Conan Doyle tarafından, Holmes karakterine fazlasıyla giydirilmiştir.
Aslında varolmayan bu detektifin kitaplarda her zaman adresi olarak gösterilen ve bugün müze olan evi İngiltere'de Baker Sokak 221B'dedir. Holmes, kendi dönemi için oldukça bohem bir adamdır, garip zevkleri de vardır ve aynı zamanda bipolar kişiliğe sahiptir. Morfin ve kokain kullanır ve bunları evdeki garip yerlere koyar, usta bir eskrimcidir,çok iyi keman çalar, Irene Adler dışında takdir ettiği bir kadın veya hayatına giren bir kadın hikayelerde yoktur. Holmes oldukça kibirli bir adamdır ancak Dr. Watson'a yaklaşımı herkesten farklıdır.
Dr. Watson, bu kurgudaki en önemli yere sahiptir çünkü yazarın okuyucuya anlatmak istedikleri onun Holmes'e sorduğu sorular sayesinde ortaya çıkar. Holmes, hem onu kıskanan hem de ona hayranlık duyan ve asla olay çözmeyi beceremeyen Scotland Yard dedektifleri tarafından ya da Baker Sokak'taki evine gelen müşteriler tarafından yardıma çağırılır.
Daha ilerleyen hikayelerde, Holmes'ün aslında ondan daha zeki ve yetenekli bir ağabeyi olduğu ortaya çıkar. Mycroft, gizli servis adına çalışan bir yöneticidir ve Holmes'e yardım ettiği olur.
Holmes'ün kullandığı birçok metot bugün bile kriminoloji açısından tam olarak kullanılmayan yöntemlerdir.
Conan Doyle, bir noktada Holmes öyküleri yazmak dışında şeylerle uğraşmak ister, ve Son Soruşturma adlı hikayede Holmes'ü en büyük düşmanı Profesör Moriarity'nin öldürmesini sağlar, ancak halkın buna tepkisi büyük olur ve Conan Doyle'un diğer yazıları Holmes kadar başarılı olmayınca, Holmes yazarı tarafından uygun bir şekilde diriltilir.
Sir Arthur Conan Doyle'un oğlu ve ünlü polisiye yazarı John Dickson Carr tarafından ortaklaşa yazılmış bir biyografisi de vardır.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Sherlock_Holmes
30 Haziran 2008 Pazartesi
En Sevdiğiniz Agatha Christie Romanı Anketi
Blogspot'daki anket sisteminde bazen hatalardan ötürü anket kaldırılmıştır. Sonuçlar yukarıda verilmiştir
Anketimize toplam 94 oy kullanılmıştır. Birden fazla oy kullanma hakkı olan ankette en fazla oyu oyların %51'ini alan "On Küçük Zenci" almıştır.
On Küçük Zenci ilginç sonu ile beni de çok etkilemişti. O yüzden ben de oyumu -ilk oy- o kitaptan yana kullandım.
Büyük Dörtlerin Farkı
Asıl ismi "The Big Four" olan roman 1927'de yazılmış. Yani Christie'nin 7. eseri. 80'den fazla roman yazan biri için 7. kitap çıraklık eseri olarak adlandırılabilir. Ancak bu kitap kanaatimce Christie'nin başyapıtlarından bir tanesi.
Kitap aynı zamanda bir Hercule Poirot kitabı. Kronolojik olarak, Poirot'un yer aldığı 4. kitap. Ayrıca Poirot'a Hastings yardımcılık ediyor.
Peki bu kitap neden diğer Christie romanlarından ayrı bir yere sahip? Aslında bu kitabı farklı kılan şey kurgusu. Olayların gelişme tarzı ve hikaye alışık olduğumuz ve gelenekselleşen Christie tarzının çok dışında.
Bir kere ortada öyle belli bir katil zanlısı kümesi yok. Yani, diğer romanlardan hatırlarsınız, belli bir grup insan vardır ve bunlardan biri ya da bir kaçı katildir. Bu romandaysa Büyük Dörtler olarak bilinen 4 kişi ve onların hırs ve tutkuları konu edilmiş.
Diğer bir fark ise Poirot'un bir polis memuru gibi oradan oraya koşturması. Yani Poirot bu sefer küçük gri hücrelerini çok fazla kullanmıyor. Bunun yerine bir çok insanı sorgulayıp sonuçlar çıkartıyor ve o sonuçları çözümün parçaları olarak sunuyor.
Ayrıca, bu kitap uluslararası bir komployu ve 4 insanın dünyayı yönetme sevdasını ele alıyor. Diğerlerinde olduğu gibi para veya aşk cinayeti yerine makam ve mevki cinayetleri konu edilmiş.
Son olarak, bu kitap içerdiği aksiyon ve uluslarası bir konuyu anlatması özellikleri ile çok farklı. Ama Dan Brown ya da J.Christophe Grange okuyanlar bu kitabı okuyunca hayal kırıklığına uğrayabilir.
Buna rağmen benim iddiam şudur ki Agatha Christie günümüzde yaşasaydı, en az bu yazarlar kadar iyi eserler çıkartırdı. Teknolojik olarak o günkü şartlarda yazılabilecek en güzel kitaplardan bir tanesi.
Tavsiye olunur...
